Yalanlar ve cevaplar!
CHP'li Bülent Tezcan, referandum kampanyasında kullanılmak üzere “Hayır demezseniz ne olacak?” başlıklı 20 maddelik bir çalışma hazırlamış.
CHP'li Bülent Tezcan, referandum kampanyasında kullanılmak üzere
“Hayır demezseniz ne olacak?” başlıklı 20 maddelik bir
çalışma hazırlamış.
Kocaeli'nin saygın hukukçularından Halit Çokan, bu maddeleri
inceleyip Bülent Tezcan'ın iddialarına bir bir cevap vermiş.
İzin verirseniz en çok tartışılan maddeleri ve Halit Çokan'ın
cevaplarını sizinle paylaşmak istiyorum...
Başlayalım:
Bülent Tezcan: Başkan kendini ve bakanlarını mahkemeye
çıkarma girişiminde bulunan meclisi feshedecek.
Halit Çokan: Şu anki anayasada başkanı yargılamaya imkan yoktur. Vatana ihanetin dışında başkanı yargılayacak ve mahkemeye çıkaracak hiçbir güç yoktur.
Şimdi getirilen düzenleme ile Meclis, başkanı mahkemeye çıkarabiliyor. Yani başkana yargı yolunun açıldığını ikrar ediyorsun.
Meclis, başkan veya bakanlarını mahkemeye çıkarırsa ve başkan da Meclisi feshederse kendi başkanlığını da feshetmiş olur. Ancak bu fesih ile mahkemeye sevk edilmiş başkan ve bakanlar yargılanmaktan kurtulamaz.
Kendisini mahkemeye çıkaran meclisi fesheden başkanın gidecek
yeri millet ve sandıktır. Oradan gereken silleyi yer. Hakem millet
olacaktır.
Kısaca; şu anki sistemde vatana ihanet dışında yargılanamayan
başkan, yeni sistemde hem mahkemede, hem de halkın huzurunda olmak
üzere çifte yargılamaya tabi olacak.
Bülent Tezcan: Tek adam rejimi kurulacak, tek
adam her şey olacak, devletin tümüne hükmedecek. Bir kişi Başkan
seçilecek ve o kişi hem hükümet, hem Meclis, hem de mahkeme
olacak.
Halit Çokan: Başkanı millet seçecek. Bu seçim her beş
yılda bir yenilecek. Bu gün Başbakan olmak için dönem sınırı
olmamasına rağmen milletin oyuna sunulan yeni düzenlemede Başkan
ancak iki dönem için seçilecek. Yani bir kişi ancak iki defa Başkan
seçilebilecek.
Tabii ikinci dönemde millet onu seçerse!..
Cumhurbaşkanı tek adam olmayacak. Çünkü aynı şekilde milletin
seçtiği parlamento olacak. Bu parlamento, Cumhurbaşkanını
denetleyecek. Gerektiğinde, Meclis, Cumhurbaşkanını herhangi bir
görev suçundan dolayı mahkeme önüne çıkarabilecek.
Cumhurbaşkanı Meclis olmayacak. Çünkü bu gün hükümet parlamentoya
kanun tasarısı sunabiliyor ve o tasarı kanunlaşabiliyor. Yeni
sistemde, hükümetin başkanı olan Cumhurbaşkanın kanun teklif etme
hakkı ortadan kalkıyor. Cumhurbaşkanın veya bakanların kanunların
yapım sürecine müdahale etme veya katılma yetkileri olmuyor.
Söyleyin bakalım bu durumda Cumhurbaşkanı nasıl Meclis olacak?
Anayasada yargı yetkisinin bağımsız mahkemelerce kullanılacağı yazıyor. Önümüzdeki yeni düzenlemede bağımsız olan mahkemelerin aynı zamanda "tarafsız" olacağı da eklendi. Cumhurbaşkanı nasıl mahkeme yerine geçecek söylemi tamamen yalan ve çarpıtmadır.
Hakimler ve Savcılar Kurulu 13 kişiden oluşacak 4'ünü
Cumhurbaşkanın seçecek ama diğer yedisini Meclis seçecek... Meclis
de beşte üç (3/5) oranla seçeceği için, tek bir partinin oyula
değil farklı partilerin oyuyla seçilecek. Hakimlerin kendi
kendilerini seçmeleri iyi oluyor da Meclis'te kahir ekseriyetle ve
neredeyse ittifakla Hakimler ve Savcılar Kuruluna seçim yapılması
neden yanlış olsun.
Ayrıca unutmayalım ki adalette ve yargıda bir aksaklık ve yanlış
olduğunda millet, hakimlerin değil, partilerin ve
milletvekillerinin yakasına yapışıp hesap soruyor.
Bülent Tezcan: Başkan sokakta bir kişiyi öldürürse, 400 milletvekili izin vermezse mahkemeye çıkarılamayacak.
Halit Çokan: Cumhurbaşkanın mahkemeye çıkarılması ile ilgili
prosedür, sadece görevi ile ilgili işlediği suçlarla sınırlıdır.
Yoksa adam öldürme gibi suçları kapsayan bir durum değildir. Yani
Cumhurbaşkanın keyfi suç işleme ayrıcalığı yoktur.
Aslında bizim mevzuatımızda görev ilgili suçlarda en küçük memurun
dahi yargılanması için ilgili idari kurullardan izin alınması
gerekmektedir. Herhangi bir memurun, yaptığı görevle ilgili
suçlamalarda öngörülen usulün Cumhurbaşkanı için çok görülmesi
abesle iştigaldir.
Kaldı ki; şu anki Anayasanın 105/son maddesine göre Cumhurbaşkanın vatana ihanetin dışında yargılanmasına imkan ve ihtimal yoktur.
Peki bu güne kadar "Cumhurbaşkanı bir kişiyi öldürse kesinlikle yargılanamaz" diye neden tezvirat yapmadınız. Sizin dediğiniz gibiyse bu günkü Anayasaya göre, 550 milletvekili istese ve onay verse dahi vatana ihanet dışındaki bütün suçlardan -adam öldürme dahil- Cumhurbaşkanı yargılanamaz. Şimdi getirilen düzenlemede hiç olmazsa Meclis 400 milletvekilinin oyuyla Cumhurbaşkanına yapılacak tüm suçlamalardan Mahkemeye çıkarabilecek...
Bugünkü Anayasa'da hem başbakan hem de bakanları görevlerinden dolayı yargılayabilmek için Meclis üyelerinin salt çoğunluğunun izni gerekir. Bugüne kadar bununla ilgili neden böyle iddiada bulunmadınız...
Bülent Tezcan: Seçtiğin milletvekillerinin hiçbir hükmü kalmayacak. Sözünü kimse dinlemeyecek.
Halit Çokan: Cumhurbaşkanlığı sisteminde, hükümetin yani Cumhurbaşkanın veya bakanların kanun teklifinde bulunma yetkileri olmayacak. Kanun teklifi sadece milletvekilleri tarafından yapılacak...
Şimdiki sistemde tüm kanun teklifleri ile ilgili görüşmelerde hükümetin görüşü ve kabulü şart. Hükümet onaylamazsa kanun meclisten geçmiyor. Cumhurbaşkanlığı sisteminde hükümetin kanun yapılma sürecine katılması sözkonusu olmayacak. Yani kanun yapma sürecinde yetki tamamen milletvekillerinin tekelinde olacak.
Cumhurbaşkanlığı sisteminde Cumhurbaşkanının kararname çıkarma
yetkisi olacak. Diyelim ki Cumhurbaşkanı bir hususta kararname
çıkardı, ancak bu kararnameyi milletvekilleri benimsemedi. Bu
takdirde milletvekilleri çıkaracakları kanunla Cumhurbaşkanın
kararnamesini iptal edebilecek.
Diyelim ki, milletvekillerinin sayısı kararnameyi iptal edecek
sayıya ulaşmadı, o takdirde 120 milletvekili o kararnamenin iptali
için Anayasa Mahkemesine başvurup mahkeme aracılığıyla kararnameyi
iptal ettirebilecekler.
Bugünkü sistemde, milletvekillerinin Cumhurbaşkanını denetlemesi sözkonusu değil. Oysa Cumhurbaşkanlığı sisteminde milletvekilleri Cumhurbaşkanını ve bakanları denetleyebilecek, gerektiğinde 300 milletvekili ile haklarında soruşturma önergesi verebilecek. 360 milletvekili soruşturma açılmasına karar verebilecek, 400 milletvekili de Cumhurbaşkanı ve Bakanları herhangi bir suçtan dolayı Yüce Divana yargılanmak üzere gönderebilecek.
Bugün Cumhurbaşkanını görev süresi bitmeden kimse görevden alamaz. Oysa Cumhurbaşkanlığı sisteminde 360 milletvekilinin vereceği oyla Cumhurbaşkanı görevden alınabilecek.
Cumhurbaşkanlığı sisteminde, bakanlar milletvekillerinden atanamayacak. Bu da milletvekillerinin, bakanları daha rahat denetlemesine imkan sağlayacak.
Anayasamız, Anayasayı değiştirmek yetkisinin tamamen
milletvekillerinin tercihine bağlı olduğunu yazar. Yani
milletvekilleri her zaman her türlü anayasa değişikliğini
yapabilmeye, dilediği hükümet sistemini değiştirme imkanını elinde
bulundurmaya devam edecek.
Bütün bunlar milletvekillerini daha mı güçlü kılar yoksa daha mı
zayıf veya hükümsüz kılar.
Bülent Tezcan: Başkan isterse devlet kurumlarını
bölgelere ayırarak ülkenin bölünmesine neden olabilecek.
Halit Çokan: Anayasamızın 126. maddesine göre, Türkiye, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere (ilçe-belde-köy) ayrılır.
Yani, Anayasamıza göre Türkiye'nin, il teşkilatlanması dışında bölge esaslı bölümlere ayrılması mümkün değildir. Anayasa bunu yasaklıyor. Bu Anayasa maddesi değiştirilmedi. Şu halde Anayasanın müsaade etmediği bir hususta Cumhurbaşkanı ülkeyi nasıl bölgelere ayırabilecek?
Anayasamızın 123. Maddesine göre idare/yönetim kanunla düzenlenir. Anayasamızın 126. ve 127. maddesine göre iller, ilçeler ve mahalli idareler, belediyeler kanunla kurulur.
Bu teşkilatlanma kanunla olduğuna göre Cumhurbaşkanın bu konuda söz söyleme yetkisi olmayacak.Çünkü kanun yapmak Meclisin görevi ve yetkisindedir. Cumhurbaşkanın kanun yapmak yetkisi yoktur.
Kanun çıkarma yetkisi olmayan Cumhurbaşkanın değil ülkeyi
bölgelere ayırmaya, bir yeri ilçe dahi yapma gücü olamayacak.
Bülent Tezcan: Devlet parti devleti olacak. Başkan senin partinden değilse devlet kapısında yerin olmayacak.
Halit Çokan: Hükümet başkanı olan başbakanın parti genel başkanı olmasında bir sakınca görmüyorsunuz da, yine hükümet başkanı olacak olan Cumhurbaşkanın parti genel başkanı olmasında ne gibi bir sakınca görüyorsunuz?
Peki başbakanın parti genel başkanı olduğu bu sistemde parti devleti olunmuyor da Cumhurbaşkanın parti genel başkanı olduğu bir sistemde nasıl parti devleti olunuyor?
Başbakanın partili, bakanların partili, milletvekillerinin partili, belediye başkanlarının partili olduğu ve sakınca içermediği bir siyasi ortamda Cumhurbaşkanın partili olmasının ne gibi sakıncası var?
*****
İddialar ve cevaplar böyle...
Sizi bilemem ama ben hem bu iddiaları, hem de verilen cevapları çok
önemsiyorum.
Çünkü bazı kesimler kamuoyunu bu iddialar üzerinden provoke etmeye
çalışıyor. Olaya tam vakıf olamayan bazı seçmenlerin kafası bu
iddialar nedeniyle karışıyor.
Bence hem bu iddiaları, hem de verilen cevapları her platformda
paylaşmakta ve tartışmakta yarar var.