BIST 9.523
DOLAR 37,94
EURO 42,00
ALTIN 3.840,40
13°İstanbul

'Kendinizi uptade edin'

22 Ekim’de Sayın Devlet Bahçeli’den tarihi bir çağrı ve talimat geldi. Bahçeli, Öcalan’ın Meclis’te DEM Parti grubunda terörün bittiğini ve PKK’nın lağvedildiğini açıklaması çağrısını yapmasını istedi. İşte tamda o süreçten sonra iklim değişti.

DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili ve Öcalan’ın yeğeni Ömer Öcalan, İmralı’ya gitti. İmralı ile yapılan ilk görüşmede Öcalan, terörün bitmesi ve PKK’nın lağvedilmesi konusunda gerekeni yapacağı mesajını verdi.

Bu süreçte Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, “Güney sınırımızın güvenliğiyle ilgili müjdelerimiz olacak” dedi.

Siyasi iklim değişikliği aynı zamanda siyasi sürecinde hızla yol almasını sağladı.

Dünya siyasetinde hiç beklenmedik bir devrim yaşandı. Suriye’de 61 yıllık Baas rejimi yıkıldı. Esad ülkesini terk edip, kaçtı. Suriye yönetimi Türkiye’nin desteklediği muhaliflerin eline geçti.

Suriye’de yeni güç dengeleri oluştu. 

Trump’ın ifadesiyle, “Suriye’nin anahtarı Türkiye’nin eline geçti”. PKK-YPG’yi sınırlarımızdan 30 kilometre içeriye sürmeyi tartışırken, Suriye’nin tamamıyla ilgili imkânlar oluştu.

PKK-YPG’nin altındaki zemin kayboldu.

Bütün bunlar kısa sürede gerçekleşti.

İmralı’ya giden DEM’liler siyasi partilerle görüşmelerini tamamladı.  Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ı da ziyaret ettikten sonra ikinci tur İmralı’ya gidecekler.

Siyasi partiler sürece destek verdi. Kandil ve DEM direniyor. Öcalan’ın silah bırakma çağrısı yapmaya hazırlandığı söyleniyor.

Öcalan çağrı yaptığında PKK-YPG silah bırakır mı?

Kandil, Öcalan’ın çağrısına olumlu karşılık verip silah bırakma kararı alırsa nasıl bir yol izlenir?

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, “Bir gece ansızın gelebiliriz” dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, askeri operasyondan bahsetti. O nedenle askerî harekât gündemde.

Türkiye’nin verdiği ültimatomlara rağmen sahada gelişme olmadı. O nedenle askeri müdahale planı ağırlık kazanmaya başladı. Suriye’deki PKK-YPG varlığının Kandil’den daha tehlikeli olduğunu ifade etmek gerekir.


DEM Parti’nin içinde süreci destekleyenler olduğu kadar sürece karşı direnenler köstek olmaya çalışanlar var. Bu direnç DEM’liler içindeki Kürt kökenlilerden değil de radikal solcu olanlardan kaynaklanmaktadır. Bu radikal solcular bugüne kadar devletten ve ülkücülerden dayak yemek dışında bir aktivite yapmadılar. Kürt halkının onlara vermiş olduğu oyların hakkını veremediler, fayda sağlayamadılar.

DEM’liler Mecliste; PKK’nın 90’lı yıllardaki Sosyalist Faşist dilini kullanıp, anarşist ve amaçsız bir şekilde yer, zaman ve mekân işgal ediyorlar.

Sayın Fidan’ın dediği gibi “Kendinizi update edin”

“Bu örgüt mağaraya girdiğinde dünyada internet bile yoktu”

Kandil 30-35 yıldır mağarada,

Bölücübaşı 30 yıldır ininde.

Mecliste olan Kürt halkını temsil eden DEM’liler artık bu ülkedeki Türk-Kürt kavgasının terörünün bitmesi için insiyatif almalı ve İmralı-Kandil trafiğini organize etmeli hatta gerektiğinde İmralı-Kandil hattıyla karşı karşıya gelmeyi göze almalıdır. Ancak o zaman Kürt halkının kendilerine vermiş olduğu emanet oyların diyetini ödemiş olurlar.

DEM’liler dış güçlerin kışkırtmalarına kapılan Hınçak, Taşnak olmamalıdır. Taşnak, Hınçak çeteside İslam kıyafetiyle dolaşıp

katillik yapıyordu. DEM’liler Kürt halkının temsilcisi olduğunu unutmamalı barış için enfekte olmadan ilerlemelidir.

Close menu