DEM Parti’den 6-7 Eylül açıklaması: “O karanlık günleri unutmayacağız”
DEM Parti, 6-7 Eylül 1955 olaylarının yıl dönümünde yayımladığı açıklamada, geçmişle yüzleşme ve ayrımcılıkla mücadele çağrısı yaptı. “O karanlık günleri unutmayacağız” denilen açıklamada, “6-7 Eylül’ün bize bıraktığı en büyük sorumluluk, nefretin örgütlenmesine izin vermemektir” ifadeleri kullanıldı.
DEM Parti, 6-7 Eylül 1955’te başta Rumlar olmak üzere Ermeni ve Yahudi yurttaşlara yönelik saldırıların yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yayımladı. Parti, 6-7 Eylül olaylarını “bu ülkenin yüzleşilmemiş en ağır utançlarından biri” olarak nitelendirerek, yaşamını yitirenleri andı.
“O KARANLIK GÜNLERİ UNUTMAYACAĞIZ”
DEM Parti’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, 6-7 Eylül 1955’te Rumların yanı sıra Ermeni ve Yahudi yurttaşların evlerinin, iş yerlerinin ve ibadethanelerinin hedef alındığı belirtildi.
Saldırılarda insanların hayatını kaybettiği ve yaralandığı, çok sayıda kişinin ise doğup büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldığı ifade edildi. Parti, yaşamını yitirenleri saygıyla andığını belirterek, “O karanlık günleri unutmayacağız” mesajını verdi.
“NEFRETİN ÖRGÜTLENMESİNE İZİN VERMEMEK”
Açıklamada, 6-7 Eylül’le yüzleşmenin geçmişte yaşananları hatırlamanın ötesinde, benzer acıların yeniden yaşanmaması için sorumluluk üstlenmeyi gerektirdiği belirtildi.
DEM Parti, herkesin kimliği, dili ve inancıyla eşit ve özgür yaşayabileceği demokratik bir toplum çağrısında bulundu.
DEM PARTİ’NİN AÇIKLAMASI
DEM Parti’nin açıklamasının tamamı şöyle:
“6-7 Eylül 1955 Pogromu bu ülkenin yüzleşilmemiş en ağır utançlarından biridir.
Başta Rumlar olmak üzere Ermeni ve Yahudi yurttaşların evlerinin, işyerlerinin ve ibadethanelerinin hedef alındığı; insanların yaşamını yitirdiği, yaralandığı ve doğup büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda bırakıldığı o karanlık günleri unutmayacağız. Pogromda yaşamını yitiren yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz.
Geçmişle gerçek anlamda yüzleşmek yalnızca yaşananları hatırlamak değildir; benzer acıların bir daha yaşanmaması için bugünün sorumluluğunu üstlenmektir.
6-7 Eylül’ün bize bıraktığı en büyük sorumluluk da nefretin örgütlenmesine izin vermemek; herkesin kimliği, dili ve inancıyla eşit ve özgür yaşayabileceği demokratik bir toplumu hep birlikte kurmaktır.”