Takip ediyor musunuz bilmiyorum, Can Ataklı bir kez daha
"zorunlu" izine çıkarıldı. Bu şu demek, kardeşim maaşını
al, ama yazı yazma..
Neden bu zorunlu izin?
Aydın Doğan farkı, bir kez daha burada ortaya çıkıyor.
Patron dediğin adam kararlı olur, başkasının rızkını,
hiçbir emeği olmayan birine vermez.. Patron açık açık
konuşabilmeli, istediklerini almadığı taktirde yolunu ayırmasını
bilmelidir.
Can Ataklı'ya soruyoruz, herhangi bir şey söylemiyor. İktidar
baskısından da yakınmıyor Can Ataklı. Ancak etrafı çalkalanıyor.
Herkes kendince bir yorum yapıyor.
"Sansür"den söz ediliyor!
- Var mı Can?
- Yooo...
- Eeee
- ... esi yok...
Yalçın Akdoğan ismi bu meselede de öne çıkıyor.
Akdoğan'ın Can'la ilgili bir baskı yaptığına zerre ihtimal
vermem...
"Maaş ver yazı yazmasın" diyecek kadar ilkesiz
değil o...
Ancak, torba değil ağızlar, ne yazık ki büzülmüyor.... Bu
mesele açıklamaya muhtaç bir mesele.. Kim yapacaksa bu açıklamayı
biran evvel yapmalı.. Zira ne vakittir fitne fesat kol
geziyor...
ZAMAN HIRSIZI GAZETECİLER
Gazeteciler.com'a gelen şikayetler üzerine, ahalinin zamanını çalan
gazetecilerin listesi hayli kabardı... Köşelerinde halktan
yana gözüken, ama gerçekte halkla uzaktan yakından ilgisi olmayan
bu tayfa, Başbakan Erdoğan'ın deyişiyle, cibiliyetsizliklerini
verdikleri sözü tutmayarak gösteriyor.
Be birader, "he" deme yapmayacağın bir şey için...
Kimse başına silah dayamıyor...
Plan yapıyor her kimse... Arıyor, mesaj atıyor sana... Niye "hayır"
deme cesareti gösteremiyorsun, niye "he" deyip sonra da gereğini
yapmıyorsun. Niçin daha sonra da hiçbir şey olmamış gibi arama
utanmazlığında bulunuyorsun..
"Yok" de gitsin!
Çalma söz verdiğin kişilerin vaktini...
Hırsız adamın evine giriyor parasını çalıyor, sen
zamanını...
Ne farkın var ondan?