YÖKten eşit ağırlık açıklaması
Abone olYÖK'ten eşit ağırlıkta eğitim alan ancak sayısal programlara geçiş imkanı sağlayan uygulamaya tepki geldi. İşte YÖK'ten yapılan açıklama;
YÖK Türkiye'de bir üniversitede uygulanan sisteme göre
eşit ağırlıklı puan ile girilebilen bir programa kaydolduktan sonra
sayısal puanlı bölüme geçiş yapılabildiğini
açıkladı.
YÖK Başkanlığından yapılan açıklamada, ''Türkiye'de sadece bir
üniversitede uygulanan sisteme göre bir öğrencinin eşit ağırlıklı
puan ile girilebilen bir programa kaydolduktan sonra sayısal puan
ile öğrenci alana bir programa geçiş yapabildiği, buna benzer
tarzda iki üniversitede daha dar alanda aynı puan türü içinde
geçişlere izin verildiği'' belirtilerek, ''Türkiye'deki
mevcut yükseköğretime giriş sistemine bütünüyle aykırı bu uygulama,
fırsat eşitliğini ortadan kaldırmaktadır'' denildi.
Konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, ''bazı üniversitelerin
öğrenci kabul ve kurum içi geçişlere ilişkin uygulamasına yönelik
olarak basında çıkan haber ve yorumlar dolayısıyla açıklama
yapılmasına gerek duyulduğu'' belirtildi.
Türkiye'de yüksek öğretime giriş sisteminin ve bir programa
kaydolmanın, mevcut yasal düzenlemelere göre, ''öğrencinin
başarısını'' esas alan bir sistem dahilinde yürütüldüğü ifade
edilen açıklamada, ''bazı üniversitelerde, bu sistemin dışında,
öğrencinin başarısının önüne 'öğrencinin isteğini' geçiren bir
tarzda diğer bütün üniversitelerden farklı bir sistem uygulandığı''
kaydedildi.
Açıklamada şöyle denildi:
''Türkiye'de sadece bir üniversitede uygulanan sisteme göre ise bir
öğrenci eşit ağırlıklı puan ile girilebilen bir programa
kaydolduktan sonra sayısal puan ile öğrenci alan bir programa geçiş
yaptırabilmektedir. Buna benzer tarzda iki üniversitede de uygulama
yapılmakta, fakat bu iki üniversitede daha dar alanda, aynı puan
türü içinde geçişlere izin verilmektedir.
Türkiye'deki mevcut yüksek öğretime giriş sistemine bütünüyle
aykırı bu uygulama, fırsat eşitliğini ortadan kaldırmaktadır. Diğer
bütün üniversitelerde öğrencilerin, aynı puan türü içinde
kaydolduğu bir fakültedeki bir programdan bir başka fakültenin
programına geçiş yapabilmesi için ertesi yıl tekrar sınava girmesi
ve puanının önemli bir şekilde eksiltilmesi söz konusudur. Kurum
içi yatay geçişler bilindiği gibi Yükseköğretim Kurumları Arasında
Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yatay Geçiş Esaslarına İlişkin
Yönetmelik çerçevesinde gerçekleştirilmekte olup, bu üniversitenin
uygulamasının yasal mevzuat ve yönetmelikte yeri yoktur.
Böyle uygulama yapan bir üniversitede farklı puan türleri arasında
bile öğrenci kaydırması yapılabilmektedir. Eşit Ağırlıklı puan
türünden öğrenci alan bir programa kaydolan bir öğrenci, çok daha
farklı bilgi birikimi gerektiren ve bu bilgi birikimini sorgulayan
sayısal puan türünden yüksek puanla öğrenci yerleşen mühendislik
programlarına geçiş yapabilmektedir.''
Yükseköğretim Denetleme Kurulunun, 7 Ocak 2009 tarihli raporundan
önceki yıllara ait birçok denetleme raporlarında da konuya dikkat
çekildiği belirtilen açıklamada, son raporda bir üniversite ile
ilgili olarak, tespit edilen diğer ihlallerinin yanısıra, öğrenci
alımlarına dair ''Kurum içi yatay geçişlerin yasa ve mevzuata uygun
olmadığının tespit edildiği'' ifade edildi.
Açıklamada, söz konusu raporda, ''Bu durumun devlet ve diğer vakıf
üniversitelerinde görülmeyen ve mutlaka öncelikle incelenip
değerlendirilmesi gereken bir durum olduğunun belirtildiği,
üniversitenin akademik uygulamalar konusunda kendi başına buyruk,
yasalarda yeri olmayan ve 2547 sayılı yasanın ruhuna uygun olmayan
işlemler yaptığı, bu uygulamalara son verilmesi gerektiğinin
değerlendirildiği'' kaydedildi.
Bu raporun gereği olarak, bu üniversitelerden 2009-2010 öğretim
yılından itibaren diğer bütün üniversiteler gibi hangi programa
öğrenci almak istiyorlarsa, o programlar için talepte
bulunmalarının istendiği belirtilen açıklamada, ''Daha sonra bu
konu üzerinde yapılan çalışmalarla, bu değişikliğin bir sonraki
yıla, öğrenci seçme ve yerleştirme sistemindeki köklü
değişikliklerin tamamlanmasına kadar ertelenmesi, fakat bu sene
için bir programdan diğer bir programa geçiş için, o programın yurt
içindeki diğer bütün üniversitelerdeki en düşük yerleştirme
puanının taban puan olarak kabul edilmesi yönünde Yükseköğretim
Genel Kurulu bir karar almıştır'' denildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
''ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunda
Fakülte ve Yüksekokul altında öğrenci kabul eden programların koşul
ve açıklamalar kısmına 'Bu program altındaki bölümlere ÖSYM
tarafından yerleştirme yapılırken, ilgili program altında yer alan
bölümlerin yurt içindeki diğer üniversitelerdeki en düşük puanı
dikkate alınır ve söz konusu bölümler arasından yurt içindeki diğer
üniversitelere yerleştirme puanı en düşük olan bölümün puanı ilgili
programlar için minimum puan kabul edilir. Bu puan ve üzerinde
puana sahip olan adayların tercihleri dikkate alınarak yerleştirme
yapılır. Ayrıca, ilgili programların altında ortak dersleri
aldıktan sonra, bölümleri seçebilmesi ve bir bölümde eğitimine
devam edebilmesi için öğrencinin ÖSS puanının o bölümün yurt
içindeki diğer üniversitelerdeki sınava girdiği yıldaki en düşük
puanını karşılaması veya üzerinde olması gerekir. Öğrencinin puanı
ilgili bölümün en düşük puanından düşük olması durumunda o bölümde
eğitime devam edemez' koşulunun eklenmesine karar
verilmiştir.''
''ADALET DUYGUSU YOK SAYILIYOR''
Bu kararın, iddia edilenin aksine programlar arası geçiş
uygulamasını ve bu geçişin devamını sağlayan kılavuz notu ve
şartını kaldırmadığı, sadece geçiş yapılacak programlar için asgari
bir puanın sağlanması şartını ilave ettiği vurgulanan açıklamada,
bu puanın ise ilgili programın Türkiye'deki tüm üniversitelerin
yerleştirmedeki en düşük giriş puanı olduğu bildirildi.
Açıklamada, ''Burada savunulan uygulama, Türkiye'deki üniversiteye
giriş sisteminin ihlali olmasının yanı sıra, sadece bir
üniversiteye has bir durum olduğu müddetçe adalet duygusunun,
fırsat eşitliği prensibinin yok sayılması anlamına da gelmektedir.
Yatay geçiş yönetmeliğinde yapılacak değişiklikle bunun olduğu
şekliyle yaygınlaştırılması ise doğuracağı sonuçlar itibariyle
üniversiteler başta olmak üzere ilgili tarafların görüşlerinin
alınması, hatta toplumsal bir mutabakat sonrası mümkün olabilecek
niteliktedir'' ifadelerine yer verildi.