Yavuz Bingöl'den çok konuşulacak sözler: Tillahına kadar...
Abone olTürkücü Yavuz Bingöl dikkat çeken açıklamalarına bir yenisini ekledi. Tüm dünyada solun hasta olduğunu söyleyen Bingöl, ezber bozan açıklamalarıyla ilgili ise ''Gazeteci kalkıp da “Erdoğancı mısın?” diye sorunca benden de “Tillahına kadar' deme güdüsü çıkıyor.' dedi.
Yaptığı açıklamalar nedeniyle zaman zaman tepki çeken türkücü
Yavuz Bingöl, yine çok konuşulacak açıklamalarda bulundu. Siyasetle
ilgili konularda çok yıpratıldığını söyleyen Bingöl, ''Gazeteci
kalkıp da “Erdoğancı mısın?” diye sorunca benden de “Tillahına
kadar!” deme güdüsü çıkıyor. Bu anlamda kaşıyorum evet. Çünkü
politik olamıyorum. Beni böyle yıpratıp atmaya değer miydi? Benim
gibi müzik yolunda insanların gönlüne girmiş bir adama, sanki
uzaydan gelmişim, garip bir yaratıkmışım gibi davranmaya değer
miydi?'' dedi.
Yavuz Bingöl, Posta gazetesinden Oya Çınar’a konuştu. İşte Yavuz Bingöl’ün Oya Çınar’a verdiği röportajında dikkat çeken bölümleri:
MEMLEKET NASILSA BEN DE ÖYLEYİM
- Kişisel gündeminizde neler var şu ara? Nasıl
hissediyorsunuz?
Bu aralar duygusalım. 19 Ağustos’ta kızımı evlendiriyorum. Çok
şükür tanıyan herkesin çok sevdiği, kıymetli bir çocuk yetiştirdik.
Daha çok annesi tabii, sağ olsun. Onun dışında memleket gibiyim.
Memleket nasılsa ben de öyleyim.
- Memleketin durumu nasıl?
Valla önümüzde yeni bir dönem başlıyor. Yeni sistem vatana millete
hayırlı olsun. Bence iyi oldu. Her şey daha hızlı ilerleyecek.
Bürokrasinin hantallığından kurtuldu ülke. Her sistemin zaafları
vardır ama kervan yolda düzülür derler.
- Eleştiriye açık mısınız? Neden insanlar sizi
eleştirince sitem ediyorsunuz?
Aslında eleştiriye açığım. İnsanları dinlemeyi severim. Bir insanı
dinlemeli sonra da saçmaladığını düşünüyorsak şayet,
“Saçmalıyorsun” demeliyiz. 30 yıldır bağlama çalıyorum, hâlâ
müzikte kendimi bir yere koymam. Her gün yeni bir şey öğreniyorum.
Ama haksız yere üzerime gelindiğinde üzülüyorum.
BİR RÖPORTAJ VERDİM HAYATIM DEĞİŞTİ
- Her şey Ahmet Hakan’ın röportajıyla başladı. Ondan sonra
müzisyen Yavuz Bingöl gitti yerine sürekli siyasi söylemlerde
bulunan bir Yavuz Bingöl geldi.
“Bir kitap okudum, hayatım değişti” gibi değil mi? Bir röportaj
verdim hayatım değişti (Gülüyor). Haksız da olsalar bu konuda bana
öfkeli bir kesim var. Ama onlarla da zaman içinde yeniden ortak
duygularda buluşacağımıza eminim.
BEN DE KAŞIYORUM DOĞRU...
- Bu durumu biraz da siz yaratmadınız mı
sizce?
Ben de kaşıyorum doğru. Ben de üzerine gittim. Siyasetle ilgili
konularda çok yıpratıldım. Ama gazeteci kalkıp da
“Erdoğancı mısın?” diye sorunca benden de “Tillahına kadar!” deme
güdüsü çıkıyor. Bu anlamda diyorsan kaşıyorum evet. Çünkü
politik olamıyorum.
SANKİ UZAYDAN GELMİŞİM, GARİP BİR YARATIKMIŞIM GİBİ DAVRANMAYA DEĞER MİYDİ?
- Ama ailenizle ve dostlarınızla aranız açıldı. Değer miydi?
Ben size sorayım. Beni böyle yıpratıp atmaya değer miydi? Bu kadar
kızmaya, üzerime gelmeye değer miydi? Benim gibi müzik yolunda
insanların gönlüne girmiş bir adama, sanki uzaydan gelmişim, garip
bir yaratıkmışım gibi davranmaya değer miydi? Herkesin bir siyasi
görüşü var. Ben inandığım şeyi söyleyemeyecek miyim?
O AN SAÇMALAMIŞ OLABİLİRİM
- Hiç öz eleştiriniz yok mu?
Olabilir. Ama bu karşılıklı. Karşı taraf da kendi hatalarını kabul
edecek mi ben bunu söylediğimde? Tabii ki bir toplum bilimcinin
cevaplaması gereken bir soruyu bana sorduklarında o an saçmalamış
olabilirim. Yanlış bir şeyler söylemiş olabilirim. İşte o zaman
keşke benim siyasi ifadelerime değil de 30 yıldır dinledikleri
bağlamamla anlattıklarıma kulak verselerdi.
BEN DE 200 YILDIR CHOPIN DİNLEMEKTEN BIKTIM
- Günümüz Türkiye’sinde eksik bulduğunuz neler
var?
Kültür ve sanat konusundaki eksiklikleri en yetkili ağız,
Cumhurbaşkanı söylüyor. “Bu alanda daha çok çalışmamız lazım”
diyor. Güzel girişimler var. Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar
Üniversitesi’nin kurulması şahane oldu. Atatürk Kültür Merkezi’nin
yenilenmesi keza öyle. Biz Milli Eğitim Bakanı’mızla güzel bir
çalışma yürütüyoruz. Sekiz bin okulun müzik odasına 20 bağlama ve
bir piyano koymak istiyoruz. Bu hükümet, ekonomide, köprü ve yol
yapımında devasal hizmetler yaptı. Aynısını kültür ve sanat
alanında da bekliyorum.
- Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, “Neden bizim
Beethoven’larımız yok?” demişti.
Katılmıyorum. Doğu kültürü çok daha zengin. “Işık doğudan yükselir”
sözüne inanıyorum ben. Felsefemiz, müziğimiz, mutfağımız, her
şeyimizle onlardan çok daha ilerideyiz. Ancak reklam, PR deyip
geçmemek lazım. Çok önemli. Biz sadece bunları dünyaya sunmayı
bilmiyoruz. Onlar da 200 yıldır Chopin çalıyorlar. Tamam güzel ama
ben de 200 yıldır Chopin dinlemekten bıktım. Onların da bize
imrendiğine eminim. Batı her zaman doğuyu kıskanıyor bence.
BÜTÜN DÜNYADA SOL HASTA... HASTALIKLI BÖLGENİN ALINMASI LAZIM
- “30 yıldır aynı şeylerden bıktım” demişsiniz. Nelerden
bıktınız?
En başta bu ‘kariyerizm’den bıktım. Herkesin yeni bir şey
söylemeden, üretmeden, aynı döngü içinde dolanmalarından bıktım.
Ben solun, dünyada ciddi bir sorunu olduğunu düşünüyorum. Tüm sol
liderlerin, sol adına politika yapan herkesin bir tartışma süreci,
bir çalıştay başlatmaları gerekiyor. Dünyada hiçbir yerde yok artık
solcular. İngiltere’de, Almanya’da, Hollanda’da, Amerika’da yoklar.
Yoklar yoklar yoklar! Tüm dünyada sol hasta şu an. Hepsi hasta. O
hastalıklı bölgenin oradan alınması gerekiyor. Niye yoklar?
- Sizin tespitiniz ne?
Valla çok tespitim var ama söylemek istemiyorum. Eleştiriye de
gelemiyorlar, polemik oluyor sonra (Gülüyor). Kusura bakmasınlar.
Ben manav Mehmet Efendi değilim. Bilinçli bir seçmenim. Artık bu
yapmaya çalıştıkları şey insanlarda karşılık bulmuyor. Bir insanı
kazanmak, ikna etmek, onu dönüştürmek kolay değil. Hepsinin sahip
olduğu felsefeyi de eksiklerini de ortaya koyarak bir tartışma
süreci başlatmaları gerekiyor. Bir köşede fark edilmeyi bekleyerek
“Bir gün kıymetimizi anlayacaklar” diyerek de olmuyor. Bağırarak,
küfrederek, birilerini aşağılayarak, başka yerlerde zaman geçirerek
olmuyor.
- Peki, nasıl olmalı?
Moğollar’ın çok güzel bir şarkısı var: “Bir Şey Yapmalı”. İşte o
şarkıdaki gibi bir şey yapmalı! Doğdum, büyüdüm, Allah daha ne
kadar ömür verir bilmiyorum. Hâlâ aynı laflar. Bin yıldır
“Motorları maviliklere süreceğiz” diye bekliyoruz. Hani? Ne zaman?
Dünyada hiçbir şey artık o büyük manifestolarla ilerlemiyor. Tek
yapmaya çalıştıkları Erdoğan karşıtlığından beklenti ummak. Oradan
bir şey çıkaramayacakları, 11 seçim kaybetmelerinden
belli. Ortada her şey. Bence artık kimse ideolojinin peşinden
gitmiyor. Yüzünü güldüren, elini uzatan, kalbine dokunan
siyasetçinin ardından gidiyor.