Silah ruhsatında 'Teksas' yasası!
Abone olTasarı silah bulundurma yaşını 18’e indiriyor. İsteyen 5 silah ruhsatı alabilecek. Ruhsat için hastaneden heyet raporu da gerekmeyecek.
Tasarı silah bulundurma yaşını 18'e
indiriyor.
İsteyen 5 silah ruhsatı
alabilecek.
Ruhsat için hastaneden heyet raporu
da gerekmeyecek.
Eski sabıkalılara silahlanma izni verilecek.
İnternette silah reklamı yapılabilecek.
TBMM Silah Alt Komisyonu, silah lobilerinin isteği doğrultusunda
silah bulundurma yaşını 18’e indirdi. Sadece bu kadar da değil,
isteyen beş silah ruhsatı alabilecek, bu silahların ikisini de
üstünde taşıyabilecek. Ayrıca, silah raporu için artık heyet raporu
da gerekmiyor. Hatta, eski sabıkalılara silah izni veriliyor.
Eğer Boşnaklar silahlansaydı Sırplar katliam yapamazdı
Hürriyet’in haberine göre, TBMM Silah Alt Komisyonu 4 Ağustos 2009’dan itibaren tasarıyı görüşüyor. Sivil toplum kuruluşlarının karşı çıkmasına rağmen, milletvekillerinin önerisiyle tasarıda inanılmaz değişiklikler yapıldı. Bunlardan en önemlisi, Türkiye’de en yaygın olarak kullanılan pompalı tüfek taşıma yaşının 18’e indirilmesi. 18 yaşındaki bir insanın eline silah vermenin silah satıcıları dışında kime ne yararı olacağına dair ise hiç kimsenin bir fikri yok. Hayır, bir de Silah Üreticileri, Satıcıları ve Sevenleri Derneği (SÜSASD) Başkanı Cuma İçten’in samimi fikirleri mevcut: “İç savaş çıkarsa silah gerekir, Boşnaklar silahlanmış olsaydı Sırplar bu kadar kolay katliam yapabilir miydi?”
Herkes şiddetin önüne geçmeye çalışırken, Silah Alt Komisyonu, internette silah reklamına da izin verdi. Bununla da kalmadı, silah ruhsatı almak için şart koşulan heyet raporunu da ortadan kaldırdı. Böylece, silah ruhsatı isteyenlerin “nörolojik”, “psikolojik” ve “fiziki” rahatsızlığı olup olmadığına dair tam teşekküllü bir hastaneden almaları gereken altı kişilik heyet raporuna ilişkin hüküm ortadan kaldırıldı. Oysa, Batı’da durum tamamen farklı.
Avrupa’da durum ne?
İngiltere’de bireysel silahlanmaya kesinlikle izin yok. Avcı ve
atış kulüplerine üye olanların av tüfeği sahibi olmak için ise
zorlu bir süreci katetmeleri gerekiyor. Fransa’da sadece savunma
amacıyla ateşli silah bulundurma ruhsatı talep edilebiliyor. Ruhsat
talep edenin ciddi biçimde tehlikede olması gerekiyor.
Yunanistan’da ruhsat isteyenin ruhsal durumunun silah taşımaya
uygun olduğuna dair doktor raporu şart. Belçika’da ise atış
külübüne üye değilseniz silah almayı aklınızdan bile geçirmeyin.
Tabii her üye olana da silah yok. Bütün bunlara rağmen hazırlanan
yasa neredeyse Türkiye’de silah almak, bulundurmak ve taşımak TBMM
tarafından teşvik ediliyor.
Yılda 4 bin kişi ölüyor
UMUT Vakfı’nın 2009 rakamlarına göre, Türkiye’de yılda dört bine
yakın kişi ateşli silahlarla ölüyor, 700 kişi de yaralanıyor. -
Cinayetlerin yüzde 60’ında ateşli silah kullanılıyor. - Her 10
kişiden birinde ve her üç evden birinde ateşli silah mevcut. -
Silaha kolay ulaşılabilir olması cinayet, intihar gibi olayların en
önemli nedeni. Evde silah bulunması ev halkından birinin cinayet,
intihar, kaza gibi nedenlerle ölmesi riskini yüzde 41 artırıyor. -
Tartışma, kıskançlık, namus gibi önceden tasarlanmamış olaylarda
silah kullanımı yüzde 90 gibi yüksek bir orana sahip.
Gençlik silahçının iştahını kabartıyor
BİREYSEL silahlanmayla mücadele eden Umut Vakfı Başkanı Nazire Dedeman, Türkiye’nin genç nüfusunun silah sektörünün iştahını kabarttığını belirterek, “Bu kadar genç yaşta tüfekle tanışmak topluma ne gibi yarar sağlayacak çok merak ediyorum. Silah şiddetin en uç noktadaki göstergesi. Şiddet göstergelerini çoğaltıp uzlaşmayı nasıl arttırırsınız bunu benim aklım almıyor” dedi, şöyle konuştu: “Bu tasarı yasallaşırsa, durum çok ama çok kötü olur. Şöyle bir anlayış var; Suçların büyük bölümü ruhsatsız silahlar ile işleniyor. Yani sanki ruhsatlı olursa işlenmeyecek. Kanunlar suçu önlemek üzere yapılmalıdır. Suç işlendikten sonra takibini kolaylaştırmak için değil. Bizim yaptırdığımız araştırmalar planlı olayların sadece yüzde 10 olduğunu gösteriyor. Olayların yüzde 85’i de ruhsatsız silahlar ile işleniyor. Yani anlık öfke ile silaha sarılmak gibi, önce yapıp sonra pişman olmak gibi bir toplumsal hastalığımız var. Bu tasarıyı masum göstermek isteyenler bizim kadar Türkiye’yi ve şiddeti bilmiyorlar. Bizde olmaz dediğimiz olaylar gerçekleşmeye başladı. Acaba vurabilir miyiz diye nişan alıp yoldan geçen insanları vuruyorlar!