Özkök soyunma odasında neler gördü?
Abone olFenerbahçe'nin şampiyon olduğu Sivas maçının soyunma odasına Hürriyet'in eski genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özök girdi
Hürriyet Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, sezonunu şampiyon
tamamlayan Fenerbahçe'nin, soyunma odasında yaşananları
anlattı.
SOYUNMA ODASINDA İLK GÖRDÜĞÜM MANZARA
"Şampiyon olmuş değil, tam aksine kaybetmiş gibi ağır, kasvetli bir
hava hakimdi. Selçuk ve Stoch'un girmesiyle oda birden şenlendi.
İkisinin "Şampiyooon" diye başlayan nakaratı, soyunma odasında
yankılandı. Ardından çılgınca bir sevinç..."
BEYLER, TARAFTAR DIŞARDA BEKLiYOR
SAHNE 1 SOYUNMA ODASI
Önceki akşam, 50 yıllık hayalimi gerçekleştirdim.
14-15 yaşımdayken, İzmir Alsancak Stadı'nın futbolcu çıkış
kapısında beklerdim. Sırf Lefter ve Can Bartu'yu yakından
görebilmek, onlara dokunabilmek için. Önümden hızla geçip
giderlerdi. Bir, bilemediniz 2 dakikalık bir mutluluktu.
Eve büyük hayallerle dönerdim.
Önceki akşam, Fenerbahçe'nin soyunma odasındaydım. Futbolcularla
birlikte havalara zıplıyordum.
Bir yandan taraftarlık heyecanı, bir yandan gazetecilik
tecessüsü.
Aşağıda okuyacağınız notlar, hayalperest bir çocuğun 50 yıl sonra
gerçekleşen hayalinin zabıtlarıdır.
Soyunma odasına ilk girenlerden biri bendim.
Gördüğüm manzara aynen şöyleydi:
Hemen soldaki bankın başında Emre oturuyordu. Üstü çıplaktı ve başı
ellerinin arasındaydı.
Ağlıyordu.
Hemen yanında Gökhan oturuyordu. Yüzünde hala acı ifadesi vardı.
Yüzü çoğu zaman hüzünlü olduğu için, içindeki duyguyu anlamak
mümkün değildi.
Biraz ilerde Niang oturuyordu. Formasını, ayakkabılarını ve
tozluklarını çıkarmıştı. Elinde ayakkabısı, bir bezle kramponlarını
temizliyordu. Trans halinde gibi duruyor.
"C'etait dur ha... (Zordu değil mi)" diyorum, tek kelimelik cevap
geliyor. "Oui, tres dur..." (Evet çok zordu.)
Aziz Yıldırım stada açılan kapının tam karşısındaki bankta tek
başına oturuyordu. Beyaz yüzü daha da beyazlaşmış gibiydi.
Hava kurşun gibi Soyunma odasının ilk manzarası işte böyleydi.
Şampiyon olmuş değil, tam aksine kaybetmiş gibi ağır, kasvetli bir
hava hakimdi.
Selçuk patlatıyor Selçuk'un içeri girmesi ile birlikte kasvet
birden dağılıyor. Kutlama fişeğini Selçuk atıyor. 24 saattir süren
ağır stres işte o an katarsise dönüşüyor.
Onu Stoch izliyor. Soyunma odası birden şenleniyor. İkisinin
"Şampiyooon" diye başlayan nakaratı, soyunma odasında
yankılanıyor.
Ardından çılgınca bir sevinç geliyor. Kimin patlattığını görmediğim
bir şampanya ortaya saçılıyor.
Ortalık bir anda bir lise veya üniversitenin erkek soyunma odasına
dönüyor. Çoğunun üstü çıplak, omuz omuza havaya zıplıyorlar. "Takım
ruhu" denen şeyin doruğu herhalde budur diye
düşünüyorum.
AYKUT SESSİZ
Takım zıplarken içeri Aykut giriyor. Ona da, "Zor oldu değil mi"
diyorum. Aynı cevap geliyor. Ben de, "Ama böyle stresli bir oyun
başka türlü oynanamazdı" diyorum. Hafifçe gülüyor, "Aynen bu cümle"
diyor.
VE ALEX
Soyunma odasına en son giren oyuncu Alex. Uzunca bir süre dışarıda
taraftarla kalıyor. Belli ki, o anın tadını sonuna kadar çıkarıyor.
Öteki oyuncular havalara fırlarken, o her zamanki gibi "cool.."
BEYLER TARAFTAR BEKLİYOR
O sırada birisi bağırıyor; "Beyler taraftar dışarıda bizi
bekliyor..." "Taraftar" kutsal bir kelime gibi. Çılgınlık bir anda
duruyor, tek tek dışarı çıkıyorlar.
SON KONUŞMA Dönüşte Aykut'un sesini işitiyorum; "Arkadaşlar
toplanın, sizle konuşacağım." İçeride bulunan bizler ve
yöneticiler, hiçbir ikaz gelmeden, durumu anlıyoruz. Dışarı çıkıp,
Aykut'u oyuncuları ile baş başa bırakıyoruz.
İÇERDE ALKIŞ PATLIYOR Beş dakika sonra, içerden büyük bir alkış
patlıyor ve yine "Şaampiyoon" sesleri yükseliyor. Takım artık
stresi tamamen atmış ve kutlama moduna geçmiş. Geride son maçlarda
kaybedilen iki şampiyonluğun ağır travması, Formula 1 yarışı gibi
bir ikinci devre ve; beklenen, hak edilen bir şampiyonluk.
YÖNETİMİN VE TAKIMIN EN'LERİ
-EN SESSİZ YÖNETİCİ: Aziz Yıldırım.
-EN NEŞELİ YÖNETİCİ: Ali Koç.
-EN RAKAMSAL YÖNETİCİ: Abdullah Kiğılı
-EN TOTEMCİ YÖNETİCİ: Murat Özaydınlı
-EN SESSİZ OYUNCU: Alex
-EN KUTLAMACI OYUNCU: Stoch
-EN SOSYAL OYUNCU: Emre
SAHNE 2
ŞAMPANYA YÜKLEMEYi BiLE DÜŞÜNMEMiŞLER
Sivas'a geliş uçağı, sessiz ve hüzünlüydü. Dönüş uçağı ise
gürültülü değil, ama neşeliydi. Gelirken olduğu gibi futbolcular
yine uçağın ortasından arka sıralara oturmuştu.
Birinci sırada Aziz Yıldırım, ben, Nihat Özdemir oturuyorduk. D,E,F
koltuklarından ise.. Ali Koç ve Aykut Kocaman vardı.
ŞAMPANYA NEREDE
Adettendir. Böyle bir zafer şampanya ile kutlanır.
(*) Yine "Operadaki Hayalet'in etkisi..." Uğursuz gelmesin diye
kimse hazırlık yapmamış. Yani uçakta şampanya yok.
Bir özel uçaktan bir şişe bulunmuş ama kimseye yetmez diye
açılmıyor.
TEKRAR TEKRAR AYNI SÖZ
Aziz Yıldırım'ın yüzünde yorgun bir ifade var. Sevinci pek
göstermez ama bu defaki daha da sessiz.
Yol boyunca beş kere aynı cümleyi tekrarlıyor: "Mucize yarattık.
Ölüyü dirilttik." Belli ki "Operadaki Hayalet'in" stresi onu epey
yormuş.
ARKADA TUZAK VAR
Arkadan biri gelip, Yıldırım'a, "Futbolcular sizi arkaya bekliyor"
diyor.
(*) Yıldırım, "Gelmem, orada tuzak var" diyor.
Ben merak edince devam ediyor; "O bir şişe şampanyayı patlatıp,
üzerime fışkırtacaklar" diyor.
Bunu söylüyor ama, dayanamayıp kalkıp futbolcuların yanına
gidiyor.
KÜRSÜDEYKEN 1-1 OLMUŞ Başbakan Erdoğan arayıp kutlamış.
(*) "Bursa'da, mitingdeydim. Kürsüdeyken, '1-0 oldu' dediler.
Konuşmaya devam ederken, 1-1 oldu haberi geldi" demiş.
Maçın ancak son 10 dakikasını
izleyebilmiş.
ÖNCEDEN KUTLAMA
Cumhurbaşkanı Gül'ün basın danışmanı Ahmet Sever koyu bir
Fenerbahçeli.
Aziz Yıldırım'ı arayıp kutlamış.
"Her ihtimale karşı, Cumhurbaşkanı adına önceden bir kutlama mesajı
yazdırıp, kendisine imzalattım. 'Bu kadar emin misin' dedi. Maç
biter bitmez hemen basına verdim" demiş.
ATATÜRK'Ü İZLİYORUZ
Aziz Yıldırım, "2001 Samsun, 2011 Sivas" diyor. 10 yıl önce de
şampiyonluk Samsun'da belli olmuştu.
Nihat Özdemir tamamlıyor:
"Demek ki Atatürk'ün yolunu izliyoruz."
Samsun'a çıkış, Sivas Kongresi.
STOCH NİYE ÇIKARILDI?
Kocaman'ın ikinci devre Stoch'u oyundan çıkarması, beni ve
çevremdekileri çok şaşırttı. Çünkü onu sahanın en iyi oyuncusu
olarak görüyorduk.
(*) Kocaman'a sordum... "Evet iyi oynuyordu ama çok dağılıyordu,
geri boş kalıyordu. Toparlayacak biri gerekirdi" dedi.
HAYAT BİLGİSİ DERSİ Demek ki; dışarıdan ahkam kesmekle, oyunun
sorumluluğunu taşımak aynı şey değilmiş.
ALEX' İN İDOLÜ KİM?
Bir ara kalkıp, arka tarafa geçiyorum.
Alex bir sırada tek başına oturuyor. "Benim Brezilya'daki idolüm
Garincha'ydı, sizinki kim?" diye soruyorum.
"Zico'ydu" diyor.
Bir kısmı bize kalsın. Tabii birlikte geçirdiğimiz 24 saat içinde,
yanımda bir çok şey konuşuldu. Kendimce bir ayıklama yapıp,
bazılarına "Oto off the record" koydum.
Çünkü onları gazeteci kimliğimle değil, taraftar kimliğimle
izledim.
Eh, müsaade edin de bu kısmı bize kalsın.
Kabul edin, yine de epey eğlenceli ve güzel şey anlattım.