Osmanlılar ot mu yiyordu?
Abone olOsmanlılar ot yiyordu diyen Hürriyet yazarı Özdemir İnce'ye Hilmi Yavuz'dan cevap geldi: Saçmalamaktan vaz geç!
Osmanlı İmparatoru Kanuni Sultan Süleyman dönemini
'muhteşem sefalet' diye değerlendiren Hürriyet yazarı Özdemir
İnce'ye cevap geldi: Türrehat'tan (saçmalamaktan) vazgeç
artık!
Zaman yazarı Hilmi Yavuz, meslektaşı şair-yazar Özdemir İnce'ye
dokundurdu. Yavuz, Osmanlı padişahı Kanuni'nin döneminde 'Osmanlı
ot yiyordu' diyen İnce'ye çağrıda bulundu: Saçmalamaktan vazgeç
artık...
İşte Yavuz'un yazısından ilgili bölüm:
Osmanlı düşmanlığında körlerin fili tanımlaması bağlamında son
örnek, Özdemir İnce! Mustafa Akdağ'ın tanıklığına dayanarak, Kanuni
döneminin bir 'muhteşem sefalet' dönemi olduğunu, Anadolu insanının
açlıktan ot yediğini aktarıyor. Olabilir, doğrudur da! Ama Osmanlı,
bu mudur? Osmanlı'yı, Kanuni dönemini, sadece insanların belirli
bir dönemde açlıktan ot yedikleri bir imparatorluk olarak
tanımlamak, hangi feraset ve elbette vicdan sahibinin kabul
edebileceği bir tanımdır Allah aşkına?
Osmanlı, Cumhuriyet'le birlikte, Kemalist Cumhuriyet'in mefhum-u
muhalifidir; bir başka deyişle, Osmanlı ne idiyse, Cumhuriyet onun
tam karşıtıdır. Resmi tarih, 'Prof. Dr. Walter Andrews'ün
deyişiyle, "Türk modernitesi anlatısında 'öteki'ni [Osmanlı'yı
H.Y.] 'zorbalık, kandökücülük, boyun eğdirme'" ile veya 'Osmanlı
edebiyatının cinsellik, sarhoşluk, anlamsızlıkgibi ögelerini' öne
çıkararak dile getirmiştir. Bu ögelerin dışında kalan ne varsa,
'görünmez' kılınmış veya Victoria Holbrook'un deyişiyle, 'Osmanlı
kültürünün belirli ögelerini retorik olarak bastırmak ve dışlamak'
yoluna gidilmiştir.
ÖZDEMİR İNCE NE YAZMIŞTI? |
Özdemir İnce'nin Hürriyet Gazetesi'ndeki yazısını okumak için |
Kemalist bilinçdışınınbu bağlamda diskursif yapılanmasının tek örneği Özdemir İnce değildir elbet. Osmanlı sultanları Özdemir İnce gibiler için kan dökücü, zorba cinsellik düşkünü, sarhoşkimlikler; halk ise, açlıktanotyiyen umarsızlardır. Osmanlı kültürü mü? Böyle bir şey sözkonusu değildir onlara göre;- sözkonusu değildir, çünkü ya görünmez kılınmış, ya bastırılmış ya da, dışlanmıştır. Cumhuriyet modernliği anlatısının Oryantalizmden öte bir anlam taşımadığının apaçık kanıtı!
Cumhuriyet kültürü, bütün kurumlarıyla yerli yerine oturmuşsa eğer, Osmanlı düşmanlığını,'açlıktan ot yiyen insanlar' retoriği ile yeniden üretmeye çabalamanın anlamı nedir?Anlamı, Osmanlı'nın Türk insanı için, aidiyet ve kimlik inşasında, bugün bile, bir 'imtidad'ınzihinsel referansı olmasıdır. Oryantalist bir modernleşme projesinin bastırma, dışlama ve görünmez kılınma dayatması, bir işe yaramamıştır...
Kaldı ki, yoksulluk ve boyun eğdirme, sadece Osmanlı'da mı
görülmüştür? Cumhuriyet tarihinin tek parti dönemi, yoksulluk ve
boyun eğdirmenin sayısız örnekleriyle dolu değil midir? Prof. Dr.
Mübeccel Kıray, 1985 yılında yayımlanan bir makalesinde şunları
yazmaktaydı: '1950'lere kadar Türkiye'de nüfusun büyük çoğunluğu,
hâlâ kendi kendine yeten, geçimlik tarımla uğraşan, dışarısı ile
ilişkileri askerlik hizmeti ve vergi ile sınırlı, akrabalık bağları
ağır basan, öküzü, sabanı, kaderci inançları ile yaşayan
köylülerden oluşmakta idi.'
Askerlik ve vergi! Tek parti döneminde köylünün devletle olan ilişkisi sadece bundan ibarettir. Devlet, vermemiş, sadece almıştır: Askere ALMIŞ'tır, vergi ALMIŞ'tır! Ayrıca şu da var:Özdemir İnce, benim yaşımdadır; İkinci Dünya Savaşı yılları'nı, o da benim gibi yaşamıştır. İnsanların mısır koçanı yedikleri günleri hatırlamıyor mudur? Dahası,akrabalık bağlarının ağır basması, antropolojik olarak Türk köyünün 1950'lere gelinceye kadar Neolitik dönemin koşullarında yaşadığının bir göstergesi değil midir?
Ben Türkiye Cumhuriyeti'ni, mısır koçanı yiyen insanlarla tanımlamıyorum. Özdemir İnce de, bu neviden türrehattan vazgeçsin artık! Epeydir, sıkmaya başladı çünkü!