İdlib’de son durumu Adem Metan anlattı
Abone olAdem Metan YouTube kanalında; sömürgeci devletlerin kör ve sağır kaldığı 21. Yüzyılın en büyük insanlık dramıyla baş başa kalan insanların günlük yaşamına şahitlik etmek üzere Suriye’nin İdlib bölgesine gitti.
Metan, savaşın yıkıcı izlerinin taptaze durduğu bölgede
karşılaştığı manzara karşısında duygu dolu anlar yaşarken bir
yandan da mesleğini icra etmeye gayret gösterdi. Kaydettiği
fotoğraf, video görüntüleri ve yaptığı röportajlar bölgedeki
Suriyeli sığınmacı gerçeğini ve tüm olup biteni gözler önüne
seriyor. Tam anlamıyla mazlum insanların duygularına mihmandar
olacak..
Ana kucağı elinden alınan masalları çalınan
çocuklar
Bu sahneyle karşı karşıya kalan Metan duygularını şöyle dile
getiriyor: “O an aklıma Oscar ödüllü Roberto Benigni’nin “Hayat
Güzeldir”, adlı filmi geliyor. 2. Dünya savaşında Naziler İtalya’yı
işgal ediyor. Bir baba çocuğuna savaşın acı gerçeklerini ve iğrenç
yüzünü gizlemek amacıyla gördüklerinin oyun olduğunu ve oyunu
kazanması halinde bir tankın ona ödül verileceğini söylüyor. Çocuk
inanıyor. Bu çocuklar da acaba savaşı oyun mu sanıyorlar? Yüzleri
hala gülüyor, Göz göze her gelişimizde gülümsüyorlar… Yoksa şirin
görünmek için mi? Oysa onlar ki; sıcacık yatağı ve anne kucağını
unutan aralarında yetim ve öksüz çocukların da bulunduğu mazlumlar,
bir türlü gün yüzü görmeyen sevgi tohumlarının ekili olduğu ancak
kan ve gözyaşıyla sulanan topraklardan kaçıp kampa sığındılar.
“Ayda bir kez çadırda yıkanabiliyoruz''
Savaştan kaçan ailelerin peşini şanssızlık bırakmıyor. Bu kez de
aşırı yağışlar sonrası oluşan sel suları her tarafı kaplamış.
Çadırlar adeta su altında kalmış. Her taraf çamur deryası… Yine de
bu zorlu şartlarda ‘Her şey Allah’tandır. O bizim rızkımızı
veriyor’ inancını asla yitirmeyen büyükler yaşama olan tutunma
arzularını asla yitirmiyorlar. 16 yaşındaki Halit, okulunu çok
özlediğini söylerken insanın yüreği burkuluyor. “Burada kitap yok,
kırtasiye malzemesi yok” derken ağlamaklı oluyor. Yine, kucağındaki
bebeğiyle ayrı bir duygu seline boğan bir baba; sorulması üzerine
ayda bir kez çadırlarında yıkanabildiğini belirtti.
Suriyeli baba ayrıca yine en son bir ay önce et yediklerini sözlerine ekliyor. Bölgedeki çadır ve briket evler aslında büyük öneme sahip… Çünkü, ilk başlarda gelen insanlar ağaç dibinde 4,5 gece geçirmek zorunda kalmışlar. Daha sonra derme çatma çadırlar kurmuşlar. Adem Metan , çadırları ziyareti sırasında tanıştığı İHH görevlisi Selim Tosun’dan çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Tosun, çevresinde gezinen ve koşuşan çocukları işaret ederek: “Aileleri savaş sebebiyle her şeylerini kaybetmişler. Çocuklarını okula gönderemiyorlar. Onların bu zor şartlardaki yaşamına şahitlik etmek gerçekten çok zor. Psikolojimizi güçlü tutmaya gayret ediyoruz. Bu insanlara yardım edebilmek için ayakta kalmak zorundayız. Onların yaşam savaşını kazanmaları için çalışıyoruz.”
”Kızım ile 3 çocuğuna ben bakıyorum''
İnsanın yüreğine hançer gibi saplanan nice yaşanmış acı gerçekler
bu kampın üzerinde ete kemiğe bürünüyor, adeta… 3 yıldır kampta
barınan henüz 12 yaşındaki İhsan El Asık gibi… Eliyle başının arka
kısmını gösteren Aşık; “Babasının Mücahit olduğunu ve sniper
(keskin nişancı) tarafından öldürüldüğünü söyledi. Çocuk, tüm
bunlara rağmen okuma özlemini şöyle dile getirdi: “Okumak
istiyorum. Büyüdüğümde mühendis olmak istiyorum” Metan’a ‘çak’
yapan minik Abdelkader ise futbol oynamayı seviyor. Yetişkin kamp
sakini Cuma Ahmet ise:”Eskiden hayatımız daha iyiydi” derken
gözleri doluyor… Ve devam ediyor: “ En azından akrabalarımız vardı,
maddi durumumuz iyiydi.. Bir sürü akrabamızı yitirdik. Çoğu yurt
dışına göç etti. Burada yaşamak çok zor. Savaşta kızımın kocası
öldü. 3 çocuğu ile birlikte ben bakıyorum”
Adem Metan’ın savaş ve sonrası yaşananları gözler önüne serdiği çalışması kuşkusuz bir tarihe kayıt olarak geçmesi bakımından da ayrı bir önem kazanıyor. Bölgede 4 milyon insanın yaşadığı düşünülürse AFAD’ın briket ev projesi ve İHH ile diğer yardım kuruluşlarının gayretli çalışması takdire şayan hizmetler olarak önem kazanıyor.