Hürriyet Gazetesi'nde Yılmaz Özdil depremi istifa mı etti?
Abone olHürriyet Gazetesi Enis Berberoğlu'nun ardından bu kez Yılmaz Özdil kriziyle çalkalandı, Özdil yazısı yayınlanmayınca istifa etti.
Hürriyet Gazetesi'nin en etkili ve her
yazısıyla olay yaratan yazarı Yılmaz Özdil, Bilal Erdoğan'ı konu
aldığı son yazıyla deprem yarattı.
Hürriyet Gazetesi Yılmaz Özdil'in bu yazısını sakıncalı bularak
yazara 'bazı kısımlarını düzeltmesi' için geri yolladı. Yılmaz
Özdil'de Hürriyet yazı işlerinden gelen bu talebi kabul etmedi ve
yazının aynı şekilde girmesini istedi.
Hürriyet Gazetesi yönetimi de bu rest üzerine Yılmaz Özdil'in
köşesini boş bırakarak yazısını yayınlamadı.
HÜRRİYET YAZIYI NİYE
YAYINLAMADI?
Hürriyet'ten kriz çıkaran yazıyla ilgili flaş bir açıklama geldi.
İki cümlelik açıklamada Yılmaz Özdil'in yazısı için şöyle
denildi;
DAHA ÖNCE DE OLMUŞ GAZETECİLER.COM ÖZEL HABERİ Yılmaz Özdil'in Hürriyet Gazetesi'ndeki bu yazı krizi bir ilk değil. Özdil Sabah Gazetesi'nde de benzer bir kriz yaşamış ve yaşatmıştı. Yılmaz Özdil ile yakın mesaisi olan Fatih Altaylı bu olayın tanığı olan isim. Altaylı Gazeteciler.com'a Sabah'ta yaşanan iki krizi anlattı. BİRİNCİ KRİZ Yılmaz Özdil, ATV'de o dönem program yapıyor. Programının saati değişip o gün yayına geç girilince kaleme sarılıp kanalın genel müdürü hakkında ağır bir yazı döşeniyor. Fatih Altaylı bunu öğrenince Doğan Satmış'ı Özdil'e gönderiyor ve şu mesajı yolluyor: "ATV Genel Müdürü hemen yanındaki odada gitsin ne şikayeti varsa ona söylesin. Böyle yazı yazmasın" Bunun üzerine Yılmaz Özdil kestirip atıyor ve "yazımı çekiyorum, yayınlamıyorum" diyor. O gün Yılmaz Özdil'in köşesi bu yüzden boş çıkıyor. İKİNCİ KRİZ Sabah Gazetesi TMSF'ye geçtiğinde bir Yılmaz Özdil krizi daha patlıyor. Özdil'in kalema aldığı yazıyı TMSF basmıyor. Bunun üzerine Fatih Altaylı başta olmak üzere yazarlar TMSF'nin sansürünü protesto için ertesi gün yazı yazmama kararı alıyorlar. Bunu da arayıp Yılmaz Özdil'e aktarıyorlar. Özdil'den aldıkları yanıt hepsini şoke ediyor. Yılmaz Özdil kendisini için protestoya niyet eden yazarlara şu yanıtı veriyor: "Size ne benim bu meselemden ben yazımı yazıyorum arkadaşım" Bunun üzerine Sabah yazarları da protestodan vazgeçiyor. YILMAZ ÖZDİL'İN YAPTIĞI UCUZ KAHRAMANLIK MI? Fatih Altaylı tanık olduğu bu iki Yılmaz Özdil vakasını aktardıktan sonra şöyle bir eleştiri getirdi: -"Son zamanlarda ben de dahil olmak üzere, yazarlar ucuz kahramanlık yapmaya başladılar. Sözcü son dönemde böyle yazarları toplamaya başladığı için bir çok gazetede ucuz kahramanlık yapan yazarlar çıktı. Bu hoş bir şey değil." PEKİ YILMAZ ÖZDİL Mİ HÜRRİYET Mİ
HAKLI? |
-Yazarımız Yılmaz Özdil’in bugün yayınlanması gereken
yazısında, Doğan Yayın İlkeleri’ne aykırı bazı ifadeler yer
alıyordu. Ancak Özdil, değişiklik yapmak yerine yazısının
yayınlanmamasını tercih etti.
YILMAZ ÖZDİL İSTİFA MI
ETTİ?
Yazısı sansürlenen Yılmaz Özdil'in Hürriyet'e istifasını sunduğu
öne sürülüyor. Özdil, kendisini arayanlara "benim için
artık o defter kapandı" yönünde sözler söylediği iddia
ediliyor. Yılmaz Özdil'in istifasına ilişkin Hürriyet Gazetesi
açıklamasında bir ayrıntı vermedi. İstifa iddialarının
yalanlanmamış olması da Yılmaz Özdil ayrılığını doğruluyor
göründü.
YILMAZ ÖZDİL'İN OLAY ÇIKARAN BİLAL ERDOĞAN
YAZISI
Peki Hürriyet Gazetesi'nin yayınlayamayacak kadar sakıncalı gördüğü
Bilal Erdoğan yazısında ne vardı? Özdil'in Hürriyet'e basılmayan
yazısı internete düştü. İşte o yazının tam metni;
BAŞBAKAN KİM
OLSUN?
Valla benim içimden geçen isim, Bilal…
Birincisi, devlette devamlılık esastır, devlet dediğin babadan
oğula’dır.
İkincisi, hiç unutmam, 2005 senesinde Brüksel’deki NATO
zirvesinde, ABD Başkanı Bush, İngiltere Başbakanı Blair ve bunun
babası bir araya gelmişti, Bush parmağıyla bunu gösterip “çalışıyor
mu bu” diye sormuştu, babası “çalışıyor” demişti, Bush da daha bi
saniye önce çalışıp çalışmadığını bile bilmediği halde “çok akıllı
bi çocuk” demişti, Blair de gülerek “tıpkı babası gibi”
demişti.
Üçüncüsü, Bush’la Blair haklıydı, hakikaten çok zeki bi çocuk…
Küçükken okuyacak parası bile yoktu, Remzi’nin bursuyla okudu.
Şimdi, çalışarak kazandığı paralarını 48 saat sıfırlıyor, hâlâ 30
milyon avrosu kalıyor, zekâsını düşün yani.
Dördüncüsü, milletvekili olmasına filan gerek yoktur, doğuştan
milli egemendir, “23 Nisan” doğumludur. Seçim meçim yapılmasın,
çocuk bayramı’nda makama oturtulsun, bi daha kalkmasın, ister assın
ister kessin.
Beşincisi, vakıfçı olduğu için memlekete dair her mevzuya
vâkıftır… Babası ne zaman sıkışsa onu arar, telefon eder,
Fenerbahçe’yi şöyle yap der, telefon eder, şu işadamını kucağa
oturt der, telefon eder, çiftlik ne oldu diye sorar. Gerçi biraz
yavaş anlar, ha bire anlamadım babacım der ama, olsun, o kadar
kusur kadı kızında da olur, imam oğlunda da olur. Bilal’den şahane
başbakan olur.
BİLAL OLMAZSA HAYIRSEVER RIZA CUK
OTURUR
Bilal olmazsa…
Hayırsever Rıza cuk oturur.
*
O da maaşallah Bilal gibi zekâ küpü, henüz 26 yaşındayken 86
milyar dolarlık altın ihracatı yaptı.
Ayrıca… Bakanların yarısı zaten emrinde.
Hayırsever olduğu için, seviyor bakanlarımızı. Kimine kol saati
alıyor, kimine takım elbise alıyor, kimine çikolata kutusu
gönderiyor. Bakanlarımız da onu seviyor. Mesela, içişleri bakanımız
gerekirse önüne yatıyor.
Başbakanımız “yuh çekersen, tokadı yersin” diyor, vatandaşları
yumrukluyor, yerlerde tekmeletiyor, Rıza da “hırsız var” diyeni,
korumalarına yakalattırıyor, ağzını burnunu kırdırtıyor.
Tam halef-selef olsun.
Böyle başa böyle tarak olsun.
YOK EĞER RIZA
OLMAZSA MÜTEAHHİT CENGİZ OLSUN
Yok eğer, Rıza da uymazsa…
Müteahhit Cengiz olsun.
*
Malum “tecavüz kaçınılmazsa, zevk almaya bak” derler, nasıl
olsa milletin orasına koyacak, bari başbakan olarak koysun. Ahaliyi
donuna kadar soymalarına rağmen, ahali itiraz edeceğine “soyuyorsa
beni soyuyor, sana ne” diye kavga ediyorsa… “Gör bak, milletin
orasına koyacağız” diyen müteahhit Cengiz’e törenle plaket
veriliyorsa… Allah yardımcımız olsun, müteahhit Nihat da bu
Cengiz’in başbakan yardımcısı olsun.
Çünkü n’aapsın bu şartlarda Nihat, koymazsa kabahat.
MÜTEAHHİT CENGİZ DE OLMAZSA APO
OLSUN
Müteahhit Cengiz de olmazsa…
Sayın Apo olsun.
*
Hatırlarsınız, tapesi sızmıştı, “Tayyip’in beni üçüncü kişi
olarak konumlandırması tesadüf değil” demişti. Nedir devlet
protokolü? Birinci kişi cumhurbaşkanı, ikinci kişi meclis başkanı,
üçüncü kişi başbakan… E madem öyle, tesadüf olarak kalmasın,
resmiyet kazansın, “Yeni Türkiye” protokolüne geçilsin. Apo tek
başına başbakan olmasa bile, hiç olmazsa eşbaşbakan olsun.
BURHAN KUZU
DELİRSİN
Yasin el Kadı, dışişleri bakanı olsun. Recep İvedik, kültür
bakanı olsun. Orhan Gencebay, Bülent Ersoy, Hande Yener, Mustafa
Sandal, Alişan, Cengiz Kurtoğlu, Berdan Mardini, Ece Erken, Şafak
Sezer kabineye girsin, Burhan Kuzu gene bi şey yapılmasın, düz
milletvekili kalsın, delirsin. Acun, hükümet sözcüsü
olsun.
*
Google’dan ayet sallayan, bakara makaracı Egemen Bağış’ı da
Ekmeleddin’den boşalan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın başına
getirdin miydi, tadından yenmez gari."