Erdoğan Tunus'ta takiye yaptı
Abone olBaşbakan Erdoğan, siyaseten taban tabana zıt bir görüşe sahip olan Tunus'a ticaret için gitti. Erdoğan bu ülkeye siyasi kimliğiyle gelip görüşlerini dile getirse tutuklanırd
"Başbakan, siyaseten tam ters görüşte olduğu bir rejime
ticaret için gidince hiçbir görüş ayrılığı yokmuş gibi
yaptı"... Bu satırların yazarı Milliyet Gazetesi'nden Can
Dündar. Başbakan Erdoğan'ın Tunus gezisini takip eden Dündar,
diyerek Tunus'la ilgili izlenimlerini aktardı:
- Dün Tunus'ta alkışlarla karşılanan Recep Tayyip Erdoğan, buraya siyasi kimliğiyle gelip bilinen görüşlerini kürsüde dile getirse tutuklanırdı herhalde...
Ve kendisine "Nasıl bir rejimde yaşamak istemezsin?" diye sorulsa muhtemelen "Tunus" derdi.
Çünkü Tunus, tam bir 28 Şubat rejimi altında...
Kaskatı bir laiklik uygulanıyor. İslami hareketler çok sıkı denetim altında tutuluyor.
Resmi kuruluşlara başörtüsüyle girmek yasak... Sokakta çarşafla gezmek yasak... Üniversitelere dini simgeler sokmak yasak... İslami eğitim, yayın, ticaret yasak...
Denetim o kadar yoğun ki, namaz saatleri dışında camilerin kapısı kilitleniyor. Devlet görevlisi olan cami personeli kuşkuluları derhal polise bildiriyor.
Tek adam yönetimi
1940'lar Türkiye'sini andıran bir tek adam yönetimi var.
Dükkân vitrinleri, ülkeyi 18 yıldır yöneten Devlet Başkanı Zeynelabidin Bin Ali'nin fotoğraflarıyla dolu...
İktidar partisinin 10 yıl önceki seçimde yüzde 97.7 oy alması, "çok parti sistemi" hakkında bir fikir veriyor.
"Böyle seçim mi olur?" diye yayın yapan Fransız kanalları, gazeteleri artık ülkeye sokulmuyor.
Zaruri yardım
300 yıllık Osmanlı idaresinin ardından 75 yıllık Fransız sömürge yönetimine geçen Tunus, 1956'dan beri kendi ayakları üzerinde duruyor.
Ama yönetimde Osmanlı izlerinden çok, Fransız laik jakobenliğinin fikri kalıntıları görülüyor.
Bin Ali, İslami akımların üzerine kararlı bir sertlikle giderken bir yandan da sosyal devleti ayakta tutacak politikalar geliştiriyor. Örneğin 10 yıldır 2 bin dolarlık kişi başına gelirle yaşayan Tunuslulara, bizzat kurduğu bir yardımlaşma sandığı aracılığıyla destek oluyor. Sandık görevlileri, her ayın 26'sında varlıklı işadamlarının kapısını çalıp geçen ayın bilançosuna göre sandığa yapabilecekleri katkıyı "rica ediyorlar".
Toplanan paralar, yine devlet görevlilerinin saptadığı muhtaçlara gidiyor. Yine de Tunuslu işadamları kendileriyle görüşmeye gelen Türk meslektaşlarına bu "zaruri yardım"dan bahsetmemeyi tercih ettiler.
Tunus yönetiminin AKP hükümetininkine tam ters bir siyaset izlediğini bilip de Erdoğan ve Tunus Başbakanı'nın "Aramızda hiç görüş ayrılığı yok. Siyasi irade birliğimiz var. Hedeflerimiz ortak" sözlerini duyunca, gülümsemeden edemiyor insan...
Ama ticaret, siyaset dinlemiyor.
Para, ideolojinin duvarlarını tınmıyor.
Ve Türkiye'de 28 Şubat zihniyetiyle mücadele eden AKP hükümeti, o zihniyeti hayata geçiren Tunus'la kucaklaşarak Afrika'nın Mağrip kapısını zorluyor.
Türk-Tunus ticaret hacmi 2 yıl önce 200 milyon doların altında iken bu yıl 350 milyon doları aştı.
Erdoğan basın toplantısında "Yakında milyar doları yakalarız" mesajı verdi.
Bu gezinin en ilginç özelliklerinden biri siyaseten bunca çelişenlerin, ticareten nasıl yakınlaşabildiğini görmek herhalde...
2.5 saat ötede çölde safari şansı
10 milyon nüfuslu Tunus, yılda 5 milyon turist ağırlıyor. Turizmden yılda 1.5 milyar dolar gelir sağlıyor. Ancak Türkler henüz Tunus'u keşfetmiş değil.
Tunus'tan Türkiye'ye -çoğu bavul turizmi için- yılda 70 bin turist gelirken, Türkiye'den 15 bin turist gidiyor.
Oysa Tunus gerçekten de turizm açısından cazip bir ülke... Uçakla 2.5 saatlik mesafede... Vize istemiyor ve 300 euroya 4 yıldızlı otelde 1 hafta Akdeniz'de yüzme ve akabinde çölde safari vaat ediyor. Hizmet sektörü zayıf...
TÜRSAB, bu gezide Tunuslu genç stajyerleri eğitmeye dayalı anlaşma imzaladı. Yakında bir Berberi konağında Türkiye'de turizm eğitimi görmüş bir Tunuslu gencin elinden kahve içerseniz şaşırmayın.
Yazı: Can Dündar
Kaynak:
- Dün Tunus'ta alkışlarla karşılanan Recep Tayyip Erdoğan, buraya siyasi kimliğiyle gelip bilinen görüşlerini kürsüde dile getirse tutuklanırdı herhalde...
Ve kendisine "Nasıl bir rejimde yaşamak istemezsin?" diye sorulsa muhtemelen "Tunus" derdi.
Çünkü Tunus, tam bir 28 Şubat rejimi altında...
Kaskatı bir laiklik uygulanıyor. İslami hareketler çok sıkı denetim altında tutuluyor.
Resmi kuruluşlara başörtüsüyle girmek yasak... Sokakta çarşafla gezmek yasak... Üniversitelere dini simgeler sokmak yasak... İslami eğitim, yayın, ticaret yasak...
Denetim o kadar yoğun ki, namaz saatleri dışında camilerin kapısı kilitleniyor. Devlet görevlisi olan cami personeli kuşkuluları derhal polise bildiriyor.
Tek adam yönetimi
1940'lar Türkiye'sini andıran bir tek adam yönetimi var.
Dükkân vitrinleri, ülkeyi 18 yıldır yöneten Devlet Başkanı Zeynelabidin Bin Ali'nin fotoğraflarıyla dolu...
İktidar partisinin 10 yıl önceki seçimde yüzde 97.7 oy alması, "çok parti sistemi" hakkında bir fikir veriyor.
"Böyle seçim mi olur?" diye yayın yapan Fransız kanalları, gazeteleri artık ülkeye sokulmuyor.
Zaruri yardım
300 yıllık Osmanlı idaresinin ardından 75 yıllık Fransız sömürge yönetimine geçen Tunus, 1956'dan beri kendi ayakları üzerinde duruyor.
Ama yönetimde Osmanlı izlerinden çok, Fransız laik jakobenliğinin fikri kalıntıları görülüyor.
Bin Ali, İslami akımların üzerine kararlı bir sertlikle giderken bir yandan da sosyal devleti ayakta tutacak politikalar geliştiriyor. Örneğin 10 yıldır 2 bin dolarlık kişi başına gelirle yaşayan Tunuslulara, bizzat kurduğu bir yardımlaşma sandığı aracılığıyla destek oluyor. Sandık görevlileri, her ayın 26'sında varlıklı işadamlarının kapısını çalıp geçen ayın bilançosuna göre sandığa yapabilecekleri katkıyı "rica ediyorlar".
Toplanan paralar, yine devlet görevlilerinin saptadığı muhtaçlara gidiyor. Yine de Tunuslu işadamları kendileriyle görüşmeye gelen Türk meslektaşlarına bu "zaruri yardım"dan bahsetmemeyi tercih ettiler.
Tunus yönetiminin AKP hükümetininkine tam ters bir siyaset izlediğini bilip de Erdoğan ve Tunus Başbakanı'nın "Aramızda hiç görüş ayrılığı yok. Siyasi irade birliğimiz var. Hedeflerimiz ortak" sözlerini duyunca, gülümsemeden edemiyor insan...
Ama ticaret, siyaset dinlemiyor.
Para, ideolojinin duvarlarını tınmıyor.
Ve Türkiye'de 28 Şubat zihniyetiyle mücadele eden AKP hükümeti, o zihniyeti hayata geçiren Tunus'la kucaklaşarak Afrika'nın Mağrip kapısını zorluyor.
Türk-Tunus ticaret hacmi 2 yıl önce 200 milyon doların altında iken bu yıl 350 milyon doları aştı.
Erdoğan basın toplantısında "Yakında milyar doları yakalarız" mesajı verdi.
Bu gezinin en ilginç özelliklerinden biri siyaseten bunca çelişenlerin, ticareten nasıl yakınlaşabildiğini görmek herhalde...
2.5 saat ötede çölde safari şansı
10 milyon nüfuslu Tunus, yılda 5 milyon turist ağırlıyor. Turizmden yılda 1.5 milyar dolar gelir sağlıyor. Ancak Türkler henüz Tunus'u keşfetmiş değil.
Tunus'tan Türkiye'ye -çoğu bavul turizmi için- yılda 70 bin turist gelirken, Türkiye'den 15 bin turist gidiyor.
Oysa Tunus gerçekten de turizm açısından cazip bir ülke... Uçakla 2.5 saatlik mesafede... Vize istemiyor ve 300 euroya 4 yıldızlı otelde 1 hafta Akdeniz'de yüzme ve akabinde çölde safari vaat ediyor. Hizmet sektörü zayıf...
TÜRSAB, bu gezide Tunuslu genç stajyerleri eğitmeye dayalı anlaşma imzaladı. Yakında bir Berberi konağında Türkiye'de turizm eğitimi görmüş bir Tunuslu gencin elinden kahve içerseniz şaşırmayın.
Yazı: Can Dündar
Kaynak: