Düşündüren öyküler!
Abone olBu öykülerin sonunda hep bir kıssadan hisse çıkıyor...
İşadamı Dikran Masis "Beni Düşündüren Öyküler"
adlı ilginç bir kitap yayınladı. Kitabın içeriği Masis'in yıllarca
okuyup beğendiği, onu düşündüren öykülerden oluşuyor.
Hürriyet'in yazarı Tufan Türenç de bu öykülerden bazıların köşesine
taşımış.
BİR BARDAK SÜT
Howard Kelly yoksul bir ailenin çocuğuydu. Kapı kapı dolaşarak bir
şeyler satıyordu. O gün hiç satış yapamamıştı. Karnı açtı. Çalacağı
ilk kapıdan yiyecek istemeye karar verdi.
Kapıyı genç bir kadın açtı. Howard utandı ve sadece bir bardak su
isteyebildi. Kadın kocaman bir bardak süt getirdi. Çocuk sütü içti,
teşekkür ettikten sonra "Borcum ne kadar?" diye sordu.
Genç kadın gülümseyerek, "Borcunuz yok. Annem bize yaptığımız
iyiliğe karşı bir bedel almamamızı öğretti" dedi.
Howard bir kez daha teşekkür ederek gitti.
Yıllar sonra o genç kadın hastalandı. Onu büyük bir kentin
hastanesine götürdüler. Kendisine Howard Kelly adlı genç bir doktor
baktı.
Howard kadını hemen tanıdı. Yıllar önce kendisine süt veren kadındı
bu. Ama belli etmedi. Onu tedavi etti ve iyileştirdi.
Kadının ödeyeceği fatura Dr. Kelly’nin önüne geldi.
Dr. Kelly bir not yazarak faturaya ekledi. Kadın faturayı nasıl
ödeyeceğini kara kara düşünüyordu.
Zarfı açtı ve notu gördü. Káğıtta şunlar yazılıydı:
"Hastane giderlerinin tamamı bir bardak süt karşılığı
ödenmiştir."
DELİKANLININ ADI
Bir delikanlı şiirlerini, o devrin en büyük yayıncılarından birine
göstererek, "Bunları satmak istiyorum" dedi. Yayıncı şiirlere bakıp
"Bunları basmam, çünkü hiçbiri beş para etmez" diye genci
tersledi.
Delikanlı kendinden emin: "Yazık. Büyük bir serveti
kaçırdınız. Çünkü ilerde yazacağım bütün eserlerin telif hakkını
size satmak istiyordum."
Yıllar geçti o genç çok büyük bir yazar oldu. Adı da Victor Hugo
idi.
VASİYET VE AKIL
Ölmek üzere olan yaşlı adam 3 oğluna vasiyetini açıkladı: "Size 17
deve bırakıyorum. Develerin yarısı büyük oğlum senin, üçte biri
ortanca oğlum senin, dokuzda biri de küçük oğlum senin."
Babaları ölünce kardeşler toplanıp develeri vasiyete göre paylaşmak
istediler ama başaramadılar.
Köyün bilgesine gittiler. Bilge çocukları dinledikten sonra
"Benim bir devem var, onu da alıp yeniden hesap
yapın" dedi.
18 deveyi önce ikiye böldüler, büyük 9 deveyi aldı. Üçe böldüler
6’sını ortaca oğlan aldı. Sonunda da 9’a böldüler 2 deveyi de küçük
oğlan aldı.
Geriye bir deve kaldı. Çocuklar yine yaşlı bilgeye gittiler, "Biz
bölüştük ama bir deve kaldı" dediler.
Bilge güldü. "İyi. Sorununuz çözüldüğüne göre ben de devemi
alayım" dedi.
FAKİR BİR GENÇ
Amerikan iç savaşından hemen önce bir genç bir çiftlikte iş buldu.
Adı Jim olan çocuk o kadar çalışkandı ki kısa zamanda herkese
kendini sevdirdi.
Bu arada çiflik sahibinin kızına áşık oldu. Bir gün cesaretini
toplayıp patronuna kızıyla evlenmek istediğini söyledi. Adam "Senin
gibi çulsuz ve şerefli bir soyadı olmayan birine kızımı vermem"
diyerek Jim’i kovdu.
35 yıl sonra çiftliğin sahibi samanlığı yıkarken duvarda Jim’in
kazıyarak yazdığı adını gördü: James A. Garfield.
O tarihte James A. Garfield ABD Başkanı’ydı.