04 Şubat 2012, Cumartesi

Piyasalar
IMKB : 60.148  
Dolar : 1,7505  
Euro : 2,2980  
Altın : 652,88  

İstanbul
11°

 

Ankara

 
BaşlatDurdur
BBC Türkçe
Samina Yaşatıldı... Ama Ya Diğerleri?

Samina Yaşatıldı... Ama Ya Diğerleri?

03 Eylül 2010 Cuma 20:10
Pakistan bu yılki muson mevsimini hiç unutamayacak.Yağmurlarla birlikte ırmaklar hızla yükselip taşınca inanılmaz boyutlarda arazi sel suları altında kaldı. Jill McGivering, Pakistan'da tahribatın ve ızdırabın öyküsünü anlatıyor.
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşGoogle'da PaylaşYahoo'da Paylaş
Bu haberi paylaş
BUGÜN VE HERGÜN DOYA DOYA SPOROKUSporOku
 

Bazen bir trajedinin boyutları o denli büyük oluyor ki, olan biteni idrak etmek zorlaşıyor. Pakistan'da 8 milyon kişi evsiz ve aç halde. Bazen, gerçeği anlayabilmek için tek bir kişiyi görmek gerekiyor.

Samina

Bundan on gün önce Sukkur'da bunları hissettim işte. Olan bitenlerden boğuluyor gibiydim.

İnsanlar inanılmaz bir yoğunlukla şehre akın ediyordu. Hırpani bir insanlık ırmağı akıyor gibiydi. Yüzler şok içinde, gözler korkuluydu. Kamyonlarla, eşeklerin çektiği arabalarla, bisikletlerle ya da yaya olarak kaçıyorlardı. Değerli gördükleri şeyleri de yanlarına almışlardı...

Elektrikli vantilatörler, yataklar, tencereler, tavalar, tavuklar, keçiler..

Arkalarından o uğursuz sel suları geliyordu.

Sukkur ailelerle dolup taşıyordu. Yol kenarları, ırmak boyları, açık arazilerin tamamı dolmuştu. Sıcak dayanılmazdı ama sığınacak bir gölgelik de yoktu.

Arabamız durduğunda herkes üşüştü. Yüzlerini arabamızın camlarına yapıştırdılar. Yiyecek, su, yardım için yalvarıyorlardı. Arabadan çıkıp mülakat yapmaya başladım bu insanlarla. Etrafımı kuşatmışlardı. O kadar gürültü, sıcak ve koku arasında, birisi bana yol kenarında doğmuş bir bebekten sözetti. Beni oraya götürdü.

Samina'nın çaresizliği

Küçücük, sessiz bir bebekti. Etrafta kopan onca yaygara arasında, bir ağacın altında küçük bir şiltenin üzerinde hareketsiz halde yatıyordu.

Yüzüne sinekler konuyordu. Hemen birçok adım ötesinden trafik akıp gidiyordu. Cildi hemen hemen yarı saydam gibiydi. Başı avucumdan ufaktı. Bir taşa yaslanmış, rengi uçmuş bir tabağa yerleştirilmişti başı.

Gözleri sürmeyle çevrelenmişti. Kapalı ve hareketsizdi. Önce ölü olduğunu düşündüm. Annesi yaşadığı şokla bomboş bakıyordu. Öylesine, yolun ortasındatydı. Yardım eden kimse yoktu. Sonra bebeğinin yanına oturdu, dalgın bir haldeydi.

"Bebek emmiyor" dedi bana. Henüz bir doktor görmemişti, nerede doktor bulacağını da bilmiyordu.

Yolun aşağısındaki kargaşa içinde bir acil servis kliniğine gittim. Gidip bu kadına yardım edeceğine söz veren bir doktorla mülakat yaptım.

Sonra başka bir haberin peşinde koşmak üzere otele döndüm.

Ertesi gün başka olayları izliyordum. Ama akşama doğru otele dönerken yol kenarında indim, korkuyla...

Bebeğin ölmüş olması olasılığı mümkündü. Ama sağdı işte. Hala çok zayıftı ama, ağlıyor ve hareket etmeye çabalıyordu. Doktor gelmişti ve her ne yaptıysa herşey değişmişti. Annesi kızına Samina ismini koymuştu o gün.

Samina'nın annesi

İşte birdenbire bu bebeğin bir adı vardı ve hayata tutunuyordu.

O akşam bütün ekibimiz hafiflemiş gibiydi. Bütün o ızdırap, sıcak ve müthiş yorgunluk arasında, birisine yardım etmiş olduğumuz duygusu bizi canlandırmıştı. Duyduğumuz suçluluk ve çaresizlik duygusu biraz olsun hafiflemişti.

Samina hakkında yaptığım haber müthiş bir yankı yaptı. Bu küçük bebek birdenbire, çekilen genel acının simgesi haline gelmişti.

Dostlarım, meslektaşlarım, hiç tanımadığım insanlar benimle temas kurdu. Bir uluslararası kuruluş beni arayarak, Samina'nın ailesine yardım etmek istediklerini bildirdi. Samina sellerin medyadaki yüzü haline geliyordu, farkında bile olmadan.

Etik sorular

Bazı bakımlardan harikulade birşeydi bu. Ama aynı zamanda beni çok rahatsız da etmişti.

Benim işim, yaşanan bir trajediye tanıklık etmek, yaşananları anlatmaktı; müdahale etmek değil...

Doktora Samina'yı tedavi etmesi için ikna etmiştim. Evet, bebeği kurtarmıştı ama, acaba bu bir başka hastanın hayatına mı mal olmuştu?

Milyonlarca başka insan aynı derecede yardıma ihtiyaç duymaktayken, kaynakları tek bir ailede odaklaştırmak doğru muydu?

Bu hafta Sukkur'a geri döndüm.

Samina hakkında ikinci bir haber hazırlamak için. Ailesi artık bir kampta, çadırda kalıyordu. 59 Numaralı çadırda.

Yemekleri,içecek temiz suları vardı. Samina da, daha güç kazanmış gibiydi. Nakışlı yastıklar üzerine yatırılmıştı. Kıpır kıpırdı, arada bir esniyordu. Ailenin geleceği hala belirsizdi ama, yüzyüze oldukları acil kriz durumu geride kalmıştı.

Mutlu son mu?

Belki burada noktayı koymalıyım. Hepimizin yüzünün güldüğü, bu mutlu sonu yazdığım cümlede...

Ama Samina ve ailesinin çadırından çıkarken, birisi koluma dokundu. Yakındaki bir başka çadıra götürdü beni.

Bir başka genç kadın, bir iki gün önce doğum yapmıştı. Anne yerde yatıyordu. Karnının üzerinde taş kümesi yığılıydı, karnı insin diye.

Akrabaları tıpkı bir sihirbazın bir örtüyü çekip alması ve ortaya bir güvercin ya da tavşan çıkarması gibi, bir örtüyü kaldırdılar. Altında küçüçük, yeni doğmuş bebek yatıyordu. Kadınlar bana döndü, medet umarak...

Bu yabancı bizim çocuğumuza da yardım edecek şimdi, diye düşünür gibiydiler.

Benimse kendilerine sadece teşekkür edip, bebek hakkında bir iki güzel söz söylemek ve sonra çıkıp gitmekten başka birşey yapamayacak olmam, kuşkusuz hepsinde düşkırıklığı yaratmıştı.

Facebook'ta Paylaş
 
Bu elma her derde deva!
BBC Türkçe
Bu haber toplam 7408 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
 
 
 
 
 
 
 
GeriYukarı
Yükleniyor...
× Facebook'ta -