Başbakan dün Elazığ'da depremzedeleri dolaşırken, ölenle ölünmüyor diye bir söz etti.
Kesinlikle katılıyorum. Ama ölene de "boşu boşuna ölmüşsün be kardeşim" dememek lazım.
Dememek için, her bölgesi deprem kuşağında yer alan ülkemizde depreme karşı dayanıklı yapıların teşvik edilmesi, desteklenmesi lazım.
Bundan sonra Kovancılar'ın her tarafını kendisinin ikamet ettiği Çamlıca'daki malikaneler gibi donatsa da Başbakan, Keko'nun çöken evin altında kalan anasını ve kardeşini geri getiremeyecek ki...
Bütçede biriken deprem vergileri altında toplanan paraları, bu felaketin yaşanmasının önüne geçecek çalışmalara değil de, başka kalemlere aktaranlar, Keko'nun anası ve kardeşinin katilleridir.
Keko'nun yüreğine ne zaman ana hasreti düşse, zemherinin ayazında üşüdükçe, bu katillere lanet okuyacak hayatı boyunca.
***
Ekonomi çevrelerinin ne zaman olacak diye beklenti içinde olduğu IMF ile “Stand-By Anlaşması”nın yapılmayacağı, gerek Hükümet, gerekse IMF yetkililerince ortak bir açıklama ile duyuruldu.
Ekonomi yazarlarından bazıları bunun olması gereken bir şey olduğunu söyleseler de, bazıları, önümüzdeki sürecin, bir takım belirsizliklere gebe bir dönem olma endişesi taşıyor.
Başbakan IMF ile ilgili karara yorum yaparken, "IMF, kendi ayakları üzerine duramayanların başvurduğu bir kuruluş. Biz kendi ayaklarımızın üstünde duruyoruz, Bize niye gelsin ki!" demiş.
Peki aynı Başbakan değil miydi, daha yılın hemen başlarında, "Gün de olur, hafta da. Anlaşmamız yakın. IMF ile ciddi mesafeler kat ettik. Arkadaşlardan haber bekliyorum" diyen.
Aradan geçen iki ay içerisinde enflasyonda yükselme eğilimi gözlenirken, işsizlik oranlarındaki artışın TUİK tarafından açıklanan rakamlara göre, iki ay öncesine nispetle neredeyse %10 daha fazla olduğu açıklanırken, ne oldu da birden ihtiyaç kalmadı IMF ile anlaşmaya?
Ekonomide iyi giden herhangi bir gösterge bulamazsınız.
Her şey iki ay öncesine göre daha iyi değil, çok daha kötü.
Dolayısı ile Başbakan'ın son açıklamasını, ekonominin gerçekleri ile bağdaştırmaya çalışmak, yanlış olur.
Bir tek sebebi var IMF ile köprüleri atmanın.
O da seçim.Evet seçim.
Başbakan, kafasında kurguladığı seçim tarihini, çok daha öne çekmiş.
Kasım diye yazmıştım ben daha önceki yazılarımın birinde seçim tarihi olarak. Ama artık siz onu Eylül 2010 da diyebilirsiniz.
Başbakan'ın bu açıklamasından sonra, IMF ile köprülerin atılmasını, seçime doğru giderken, “bütçedeki mali disiplini, IMF kontrolünden uzak tutmak” olarak anlamak mümkün.
Bundan sonra izlenecek ekonomik politikalar, tamamen seçime yönelik olacaktır.
Seçim ekonomisinin ülkeye vereceği zararı hesap edecek kudreti kalmadı bu Hükümet'in.
Hükümet, sürüklediği cesedin ağırlığından yoruldu.
Cesetten gelen kötü kokular da, başta Başbakan olmak üzere, herkesi rahatsız ediyor.
Bu rahatsızlığı gidermek için iki yol var Hükümet'in önünde.
Ya sandığa gömülecek, ya da bir an önce seçime gidecek.