
"Hayır"ı dünyaya savunamam!

Referandum sürecine Dışişleri Bakanı gözüyle bakan Davutoğlu “13 Eylül’de benim halkımın böyle bir pakete hayır demesini içime sindiremem, bunu savunmakta çok büyük zorluk çekeriz” dedi.
Dışİşlerİ Bakanı Ahmet Davutoğlu, Hürriyet Gazetesi’ni ziyaret ederek, referandum tartışmalarını değerlendirdi. Davutoğlu’nun açıklamaları şöyle:
Hayır’ı içime sindiremem
Beni dışişleri bakanı olarak ilgilendiren 13 Eylül sabahındaki tablo, Türkiye’nin dışarıdaki görünümüne ne kazandırır ne kaybettirir? 13 Eylül’de benim halkımın böyle bir pakete hayır demesini içime sindiremem, bunu savunmakta çok büyük zorluk çekeriz. Dışarıda ben Türk halkı sivil bir anayasa istiyor ve demokratikleşe talebini daha da geniş alanlara yayıyor argümanını savunmakta zorluk çekerim.
AB’den gelen eleştirilere alışmalıyız
(Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten’in pakete desteğini açıklaması üzerine gelen tepkilere) Bizim bu tür açıklamalara alışmamız lazım. Nasıl Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden karar geliyor ve herkes açıklama yapıyor, artık bizim siyasetimizi evrensel standartlardaki bir siyasete dönüştürmemiz lazım. Bunu, iç siyasete malzeme haline getirmemek lazım.
‘Evet’le Türkiye’nin eli güçlenecek
11 Eylül’de AB gayrı-resmi dışişleri bakanları toplantısı için Brüksel’de olacağım. “Evet” çıkması durumunda AB ile uyum sürecinde Türkiye’nin eli güçlenecek. Bu pakette, hangi yönünü alırsanız alın, AB müktesebatı ve Türkiye’nin modernleşme çabası ile çelişkili tek bir madde yok. Daha önce de AB ile yaptığımız toplantılarda da bu paket masadaydı. Bu maddelerle ilgili ilerleme raporunda, tek bir olumsuz unsur olacağını düşünmüyorum. Raporda, Türkiye, ‘Yargı bağımsızlığını yok etti’ diye bir şey görmeyeceğiz. Bu konuda biz her türlü meydan okumaya hazırız.
HSYK değişikliği hükümetin aleyhine
Bu pakette yargı bağımsızlığı daha fazla garanti altına alınmaktadır. İlk defa HSYK’nın kendi iç teftiş mekanizması kuruluyor. Şu anki uygulama teftiş Adalet Bakanlığında. İkincisi şu an HSYK bütçesi, Adalet Bakanlığı kapsamında. Şimdi bağımsız bütçesi olacak. Aslında tüm bu değişiklikler yürütme aleyhinedir. Ekonomik ve sosyal konsey bir anayasal kurum haline geliyor. Anayasa Mahkemesi’nin üyeleri için dünyanın her yerinde, Fransa’da, Amerika’da Meclis’ten seçim var. Ben dışişleri bakanı olarak göğsümü gere gere şunu açıkça söylüyorum. Paketi, dünyanın her yerindeki gibi, yargı özerkliğini teminat altına alan bir paket olarak savunurum.
Herkes elini vicdanına koysun
Şu söylenebilir, ’İçeriği doğru ama yöntemi yanlış’ O konuda da herkesin elini vicdanına koyması lazım. 2007’de seçimlerden sonra, kapsamlı bir anayasa yazımı konusunda komisyon oluşturuldu, muhalefet partileri ‘hayır’ dedi. Ben o dönemi kayıp olarak görüyorum. Bütün muhalefet partilerini gezdim, şu teklifi götürdüm ‘AB ile ilgili kanunlar teknik kanunlarsa yani sizin siyasi olarak muhalefet edeceğiniz içeriği yoksa uzlaşmayla bunları süratle geçirelim.’ İkinci önerim de bazı anayasal düzenlemeler konusunda birlikte çalışmaktı. Muhalefetin tutumu şuydu: ‘Yasaları konuşuruz ama anayasayla gelmeyin’. Anayasayı düzeltmeden yasalar üzerinde çalışmak, temeli sağlam olmayan binada çatıyla uğraşmaya benziyor. Şu anda yapılan da binaya koruyucu destek sağlıyor, yoksa temeli tümüyle değişmesi lazım. İnşallah bu düzenlemeden sonra ilk fırsatta kapsamlı bir anayasa gerçekleşir.
Paketteki eksikleri kapatırız
Paketteki sendikal hakları düzenleyen maddede grev hakkının verilmemesine yönelik eleştiriler var. Bunların hepsi konuşulmaya açık konular. İtiraz bu ise bunu hemen yaparız. Bu toplu sözleşmelerin bitmesi durumunda sonunda grev hakkı da verilir.
Meşruiyet tartışılamaz
Ne kadar oyla kabul edildiği hukuken bir meşruluk sorunu yaratmaz. Nasıl 1987 referandumu küçük bir marjla kabul edildi ve Türkiye’deki siyasal sahneyi etkiledi, bu sefer de aynı şekilde olur. Tartışma olmayacak netlikte evet çıkacağını tahmin ediyorum. Ancak zaten 1 puan fark da olsa meşruiyet tartışması olamaz.



-İhaleye fesat karıştıran Milli Eğitim Bakanı.
Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir kamu kurumu, bir bakan hakkında yolsuzluk iddiasıyla ilgili olarak soruşturma açılmasını istedi. Milli Eğitim Bakanlığı, 7 Haziran 2004 tarihinde, 135 ilköğretim okulu inşaatı için 62 ihale açtı. Ancak ihalede yapılan yolsuzluklar nedeniyle, Kamu İhale Kurumu. Başbakanlığa resmen başvurarak Mili Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik hakkında soruşturma açılmasını istedi.
Peki, soruşturma açıldı mı? Hayır... Yolsuzluk yapan AKP'li olduğu için özenle korundu.
Böylece, Recep Tayyip Erdoğan, yolsuzluk yapan bir bakanı daha kanatlarının altına almış oldu.
-İçişleri Bakanı'nın işbitirici oğlu.
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Bakan olduktan sonra Türkiye Jokey Kulübü hakkında inceleme - soruşturma açtırıyor. Ancak, Türkiye Jokey Kulübü, Bakan'ın avukat oğlu Murat Aksu'yu, aylık 7,5 milyar liraya danışman olarak tutuyor. Yani hem hakim, hem de savcı aynı aileden.yargı bağımsızlığı getireceklermiş peh peh peh. istemezük
- Sağlam neden kendini suçluyor?
- Saldırıda 100 teröristi öldürdüler!
- Galatasaray'a şok ima!
- CHP'li vekillere 3 dönem sınırı geliyor!
- TFF'yi bırak F.Bahçe'ye başkan ol!
- Kurtlar Vadisi'nde Uludere mesajı
- Demirtaş'a 'Onbaşı' fezlekesi tamam
- Bu iddia gündemi sarsacak
- Emeklinin maaş farkları belli oldu
- İşte dünyanın en iyi takımları
- TSK o sözlerin altında kalmadı
- Dindar bir nesil mi geliyor?
- 1http://www.lolturk.net
- 2http://www.sampiyonlarspormerkezi.com
- 3http://www.miroil.com.tr
- 4http://www.abanozoil.com
- 5http://www.tusbahaber.com
- 6http://www.allbazaar.net
- 7http://www.sonadam.net
- 8http://www.borsa.web.tr
- 9http://www.rizetur.com
- 10http://habercininsitesi.com
- 11http://f5haber.org
- 12http://luksarac-kiralama.blogspot.com
- BUGÜN
- BU HAFTA
- BU AY




- BUGÜN
- BU HAFTA
- BU AY















































































