Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nazım ALPMAN
Hakkâri’ye dostluk köprüsü
01 Kasım 2009 Pazar

Bostancı Gösteri Merkezi’nin tribünleri daha konser başlamadan doluyor. Oysa bu türden etkinliklerin başlama saati hiçbir zaman 18.30 olmaz, insanlar ancak 20.30’da gelmeye başlarlar…

Ama 30 Ekim Cuma akşamı yapılacak gösteri, her hangi bir konser değil. Rengârenk çiçek buketini andıran farklı güzelliklere sahip çok sayıda sanatçı sahneye çıkacak. O yüzden etkinliğin erken başlaması zorunluluğu var.

Esas önemli özellik ise konserin amacında: Geliriyle Hakkâri’deki Zap Suyu üzerine bir asma köprü yapılacak!

Tıpkı eski dayanışma günlerindeki gibi… Zaten köprü de yeni değil eski. Ta 1969’da üniversite öğrencileri tarafından inşa edilmiş. Ülkesinin her yerini seven gençlerin başında da Deniz Gezmiş yer alıyordu. 1972’nin 6 Mayıs’ında arkadaşları Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan ile birlikte ve onlardan bir saat önce idam edilen Deniz Gezmiş… Bu yüzden Hakkârili vefalı köylüler üzerinden gelip geçtikleri köprüye Denizlerin Köprüsü adını vermişler. O acılı Mayıs sabahından beri bu adla anılıyor.

Denizlerin Köprüsü terörün mücadele biçimi olarak devam ettiği yıllarda “güvenliği sağlamak” için top ateşiyle yıkılıyor.

CEZMİ ERSÖZ ÇAĞIRINCA

İmza günlerinde kitapları önünde uzun kuyruklar oluşturan yazar Cezmi Ersöz, Hakkâri’ye gittiğinde dost sohbetleri esnasında köprünün akıbetini öğrenince, kendine yeni bir iş ediniyor: Denizlerin Köprüsünü yeniden yapmak!

İstanbul’a dönünce orada konuşulup, burada unutulan sözlerin aksine hemen telefonun başına çöküyor. Herkesi tek tek arıyor:

-Köprü işine var mısın?

Kabul edenler Cuma akşamı Bostancı Gösteri Merkezi’ndeydiler… Hem çoktular, hem de çok güzeldiler… Bulutsuzluk Özlemi, Vedat Sakman, Onur Akın, İlkay Akaya, Melike Demirağ, Cahit Berkay, Diyar, Emir İgüs, Ferhat Tunç, Muzaffer Özdemir, Haluk Çetin, Çiçek Yeşilbaş, Yasemin Göksu, Mazlum Çimen, Rojda ve Edip Akbayram hiçbir ücret almadan sadece dayanışma amaçlı olarak sahneye çıktılar. Salonu kiralama işiniyse Beşiktaş Kültür Merkezi üstlenmişti. Ses düzenlerini de BKM’ciler vermişti.

2008 KUŞAĞI GELDİ

Programı Denizlerle aynı kuşaktan olan tiyatro sanatçısı Gülsen Tuncer sunuyordu. Tuncer, dayanışma konserine gelen binlerce genci görünce heyecanlanmıştı:

-Biz 1968 kuşağı, arkamızdan gelen 78 kuşağını biliyorduk. Sonra araya uzun yıllar girdi, galiba şimdi 2008 Kuşağı geldi, hoş geldiniz!

Sahneye ilk olarak güçlü sesini kadife yumuşaklığıyla da dinleyicilerine ulaştıran Haluk Çetin çıktı. Haluk biri yeni CD’si “Şiiriçi Şarkılar”dan olmak üzere üç şarkı seslendirdi.

Haluk’tan sonrası Zap Suyu’nun en deli aktığı bahar aylarındaki coşkuyla geldi. Çiçek’in ardından Emin İgüs’ün olağanüstü bağlamasını Melike Demirağ’ın “arkadaşı” takip etti. Mazlum Çimen kısılmış sesini bu konser için riske ederek gürledi.

Dayanışma konseri ilerledikçe, katılanlar artıyordu. Sahnenin önündeki boş alan bozkırda açan çiçekler misali gençlerle doluyordu.

12 Eylül’ün üzerinden silindir gibi geçtiği üniversite gençliği Denizlerin Köprüsü için boy gösterdiğinde anlaşılıyordu ki, sahnedeki şarkılar, türküler boşuna değildi:

-Tükenmeyiz, biçmek ilen…

Köprü konserinde gençlik tükenmediğini gösterdi. Salonu dolduran 5000’i aşkın biletli genç insan Hakkâri’ye yapılacak köprü kadar umut verdiler.

Cuma akşamı Bostancı’da bir araya gelenler daha yolundan başında başardılar:

İstanbul’dan Hakkâri’ye dostluk köprüsünü kurdular!

 
 
 
TEKZİP VE DÜZELTME METNİ:    

İnternet ortamında yayın yapan www.internethaber.com üzerinden 26.06.2009 tarihinde “Zenit mahkemeye çıktı!” başlığı altında Nazım Alpman tarafından hazırlanan bir yazıya yer verilmiştir. Zira  söz konusu yazı gazeteci Nedim Şener'in İstanbul 11.Ağır  Ceza Mahkemesi’nde yapılan  yargılamasının ilk duruşmasının olduğu gün hazırlanmıştır. Ne var ki söz konusu yazıda, duruşmada yaşanmayan bir takım hususlar yer aldığı gibi, son derece asılsız ve bir o kadar da ağır isnatlar bulunmaktadır.

         Yazıda kullanılan “parlak delikanlı ”, “Hrant DİNK ‘ i katleden mekanizma içinde devlet ile genç katiller arasında en sıcak bağlantı elemanı olan istihbaharatçı polis Zenit, ‘davacı sıfatıyla’ hakim önüne gelmişti.” “Zenit yine yalana dayalı ifadeler vererek labirentler oluşturmaya girişti.” ve “Muhittin sustu. Hakim de bu kadar çarpıtmaya dayanamadı” gibi son derece gerçek dışı hususlar yer almaktadır.

      Tüm bunların üzerine , “GERÇEK KATİLLER DE YARGI MAKAMINA GELMEYE BAŞLADI!” şeklinde, ağır bir iftiraya da yer verilebilmiştir.

     Yazı ile neyin hedeflendiği ve hangi emellere ulaşmak için bu yazının hazırlandığı son derece nettir. Ancak, kamuoyunca bilinmesi gereken bir husu vardır : Davacı Muhittin Zenit Anayasa’nın , Kanunların ve genel olarak mevzuatın verdiği tüm görevleri eksiksiz bir şekilde cinayet gerçekleşmeden evvel ifa etmiştir. Hatta ve hatta cinayetten yaklaşık  bir yıl kadar önce Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü’ne yazılan yazı müvekkil keşidecinin çalışmaları sonucu  hazırlanmıştır.  İş bu yazı da basın yayın organlarında yayınlanmış olup, yazıyı kaleme alan araştırmacı gazeteci Nazım ALPMAN’ın bu hususu bilmemesi mümkün değildir.

      Kısacası, Hrant DİNK cinayetinin evvelinde müvekkil Muhittin ZENİT, yapılması lazım gelen tüm çalışmaları eksiksiz yerine getirmiştir. İfa edilen bu çalışmalar ise, resmi belgelerle sahiptir. Diğer yandan, Muhittin ZENİT hakkında bir dizi soruşturma gerek idari ve gerekse adli yönden yapışmış; hakkındaki hukuki süreç de lehine kesinleşmiştir.

     Tüm bunların üzerine, gazeteci Nazım ALPMAN söz konusu yazısında, müvekkil keşideci aleyhine hangi yetkiyle veya hangi meslek ilkesinden esinlenerek bu denli ağır iftiraları sıralayabiliyor, anlayabilmiş değiliz. Ya da “gerçek katiller” nitelenmesi yaptığı müvekkil hakkında hangi mahkeme kararına dayanıyor?

    Bir takım amaçlar uğruna, kamuoyunu olumsuz düşüncelere sevk edebilecek şekilde gerçek dışı hususların haber ve basın özgürlüğü görünümü altında yayınlanması karşısında, müvekkilin yasal görevlerini daha da büyük bir  sorumluluk ve azim içinde yerine getirmeye devam edeceğini herkesin iyi bilmesi gerekmektedir.Bundan, hiç kimsenin bir şüphesi bulunmamalıdır. Neticeye varılması imkansız emeller uğruna, özellikle terörle mücadelede görev almış kamu görevlileri özenle seçilerek, bu kişilerin yıpratılmasına yönelik faaliyetler ve kampanyalara hiçbir şekilde göz yumulmayacağı hususunu  da özellikle vurgulamak isteriz.

               Tüm kamuoyunun bilgisine ve takdirine vekil eden Muhittin ZENİT adına arz ederiz.

Saygılarımızla.

                                                          Muhittin Zenit vekili
                                                         Av. Seyfettin Uzunçakmak

Bu haber toplam 5595 defa okunmuştur
YORUMLAR
Toplam (3) adet yorum eklenmiştir.
ahmmet

GÜLER ZERE !
Orada yorum sayfası açılmadı buradan yazıyorum !
Allah yardımcın olsun YOLDAŞ !!!
Ölmek de güzel şey be kardeşim !!!
Yeteneği olana becerebilene onurla direnene !...
03 Kasım 2009 Salı 11:40
ahmmet

YÜKSEKOVA'LI KÜRT CELAL !
İnsanlığa Kürt Celal lazım, Kürt Celal gibiler lazım...
03 Kasım 2009 Salı 05:54
ceronimotay

ilginç
neden acaba hakkarinin milletle bi alıp veremediğimi var acabada dostluk köprüsü kurulmaya karar verilmiş ve bu yazarda marifetmiş gibi bunu köşesine taşımış ilginç doğrusu!!!!!!!...
02 Kasım 2009 Pazartesi 12:01
YAZARIN DİĞER YAZILARI