04 Şubat 2012, Cumartesi

Piyasalar
IMKB : 60.148  
Dolar : 1,7505  
Euro : 2,2980  
Altın : 652,88  

İstanbul

 

Ankara

 

Adıyaman

 
BaşlatDurdur
Ahmet Altan komutanları topa tuttu!

Ahmet Altan komutanları topa tuttu!

30 Temmuz 2010 Cuma 12:25
Taraf başyazarı Ahmet Altan, bugünkü yazısında Ordu ve generallere sert çıktı: Siz nasıl ordusunuz, nasıl generalsiniz?
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşGoogle'da PaylaşYahoo'da Paylaş
Bu haberi paylaş
BU ELMA HER DERDE DEVAElmaElma
 

Taraf başyazarı Ahmet Altan, Emniyet'in "PKK Tekeli Taburu'nu yarın basacak" istihbaratına rağmen gerekli önlem alınmadığı için 11 askerin şehit olması iddiasından hareketle oldukça sert bir yazı yazdı.

"Yaşatmak" başlıklı yazısında Altan şu satırlarla başladı:

Gediktepe baskınını hatırlıyorsunuz, değil mi?
Hani genç askerler ölmüştü de Başbakan ile Genelkurmay Başkanı çocukların öldüğü mevzileri ziyaret etmişlerdi.
Genelkurmay, bölgeden sorumlu olan tümenin komutanının "kahramanlığını" geçtiğimiz Cuma günü ballandıra ballandıra anlatmıştı.
Onca komutan arasından övmek için Gediktepe bölgesinden sorumlu olan komutanı seçmişlerdi.
Bugün bir faks yayınlıyoruz.
Terörle Mücadele Müdürlüğü'nden Şemdinli Jandarma Komutanlığı'na çekilmiş.
Polis istihbaratı, PKK'nın baskın yapacağı taburu, hatta mevzileri bile bildirmiş.
Sadece, polisin söylediği baskın saatinden "otuz saat" sonra gerçekleşmiş baskın.
Ve, tam da polisin bildirdiği yer basılmış.
Böyle bir "istihbarat" alan bir birlik "baskına" uğrar mı?
"Baskın" denen şey "habersiz", aniden yapılır.
Böyle üç gün önceden gelen istihbarat raporuna rağmen bir tabur nasıl baskına uğrar?
Nasıl olur da orada on bir asker ölür?
Nasıl olur da "basılacak" olan taburun karşısındaki tepelere PKK katırla 150 kiloluk ağır silahlar çıkartabilir?
Bu, komutanların "geleceğini bile bile" yedikleri kaçıncı baskın?
Genelkurmay bu konularda ya saçma sapan suçlamalar yapıyor bu haberleri veren bizim gazeteyle ilgili, ya da hiç ağzını açmıyor.
Ama konuşması gerekiyor.

SİZ NASIL KOMUTANSINIZ?

Altan yazısının bu bölümünde üslubunu iyice serleştirerek şöyle sordu:

Siz nasıl bir ordusunuz?
Nasıl komutanlarsınız?
Niye her seferinde baskının geldiğini bildiğiniz halde askerleri korumak için bir önlem almıyorsunuz?
Amacınız ne?
Hesabınız ne?
Böyle her baskından sonra zavallı askerlerin cenazeleri evlerine büyük törenlerle gönderiliyor, medya PKK'yı lanetleyen haberler yapıyor, Türkler'de PKK düşmanlığı adı altında Kürt düşmanlığı pekişiyor ve ülke kutuplara ayrılıyor.
Bugün, ülkenin kenarına gelmiş gibi gözüktüğü "iç savaşın" alt yapısını bu baskınlar ve bu baskınlarda kurban edilen çocuklar hazırlıyor.
Eğer ordu gerçek bir ordu gibi davransa, istihbaratı ele geçirdikten sonra "caydırıcı" önlemler alsa, PKK baskın yapmaktan vazgeçer, çekilir, çatışma olmaz, çocuklar ölmez ve ülke bu kadar gerilmez.
Niye yapmıyorsunuz görevinizi?
Niye çocukları ölüme bırakıyorsunuz?
Neden ülkeyi bir iç savaş iklimine sokuyorsunuz?
Eğer bu yapılanlar ordunun "ortak kararıyla" gerçekleşmiyorsa, o zaman neden "hatalı" komutanı görevinden almıyor, halka bu "hatayı" açıklamıyorsunuz?
Neden tam aksine davranıyorsunuz.
Dağlıca'da bile bile baskın yiyen komutana madalya veriyorsunuz, Gediktepe'de bile bile baskın yiyen komutanı basın toplantılarıyla övüyorsunuz.
Neden "baskın" yiyen komutanlar sizin için bu kadar kıymetli?
İnegöl'de, Dörtyol'da kabaran düşmanlık bu baskınların üstünde yükseliyor.
BDP'li Kürt yöneticilerin bir kısmı da bu "gerginliği" alabildiğine körüklemeye uğraşıyor, bir çatışma çıkacağını bile bile yüz arabalık konvoylarla Hatay'a gitmeye kalkıyorlar.
Orada saldırıya uğrayan Kürtlere güven verecek bir "politik heyet" göndermek yerine, yüz arabalık bir grup göndermenin anlamı ne?
Allahtan BDP'nin başkanı Selahattin Demirtaş müdahale etmiş de konvoy geri dönmüş.
Kalabalık Kürt ve Türk grupları karşı karşıya gelmemiş.
Bir facia önlenmiş.

KANLI BİR BELAYA ÇARPACAĞIZ!

Altan'ın yazısının son bölümü adeta alarm niteliğinde:

Bugün insanları "yaşatmak" için değil "öldürmek" için hareketlenmiş birileri var iki yanda da.
Ve, bu ölümlerin bir salgın gibi bütün ülkeye yayılmasını istiyorlar.
Ölümlerin "salgın" haline gelmesini isteyen Türklerle Kürtler varsa, insanların yaşamasını sağlamak isteyen Kürtlerle Türkler de var.
Hep birlikte hesap sorarsak bu kanlı oyunu bozarız.
Türkler orduya sorsun, "bu baskınları neden önlemiyorsun" diye.
Kürtler de kendi politikacılarına sorsun, "gerginliği kışkırtarak özellikle Batı'da yaşayan Kürtleri neden tehlikeye atıyorsunuz" diye.
Öldürmek isteyenlere karşı "yaşatmak" isteyenler harekete geçmeli.
Soru sormalıyız.
Aksi takdirde, kanlı bir bela çarpacak bu ülkeye.

Facebook'ta Paylaş
 
Bu elma her derde deva!
Bu haber toplam 500352 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (173) adet yorum eklenmiştir.
haber kolik
31 Temmuz 2010 Cumartesi 15:59
azkaldı şu referendumdan sonra senin işine son verirler
kolaymı birkaç yanlışla orduya hakaret etmeyi ögreteceklersana
bu vatan bizim begenmeyen cebinde itinayla taşıdıgı türk ablemli nufuz cüzdanını teslim edebilir
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
kemal demiröz
31 Temmuz 2010 Cumartesi 07:41
kimse kimseyi kandırmasın.!!!
doğu ve güneydoğuda gün sayıp kazasız belasız terfi alayım, helikopterden bi zahmet ineyimde askerin beklediği mevzi ve mazgallarda bu çocuklar nasıl yaşıyorlar diye bakmayan, elindeki silahın 20-30 yıllık g-3 olduğunu, silah istendiğinde benim yetkimde değil diyen albay-general varki inanamazsınız..sadece ve sadece üst yazılardaki imla kurallarıyla uğraşmaktan başka bişey yapmadıkları için daha çok kınalı kuzuyu mezara koyarız..daha yüzlerce sorun yazılır buraya ancak her yoruma bi yakıştırma yapan kuru vatancılar çok burda..allah ordakilerin yardımcısı olsun,,buraya geldikten sonra işte böyle yazmaktan başka birşey gelmiyor elimizden..
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
ALP2000
31 Temmuz 2010 Cumartesi 03:43
Değerli Yorumcumuz, Her görüşe eşit mesafede durmakla birlikte;hakaret,küfür,aşağılama vb.içeren,toplumsal hassasiyetleri zedeleyici nitelikteki ve büyük harfler ile yazılan yorumları yayınlayamıyoruz.Kriterlere uygun olarak yeniden yorum yazmanızı diler,ilginize teşekkür ederiz. Saygılarımızla
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
Tüm Yorumlar
GeriYukarı
Yükleniyor...
× Facebook'ta -